DEVLETİN KILCAL DAMARLARINA GİRİLEN O GECE! 7 Şubat MİT Kumpası'nın 14. Yılı: "Ameliyat" Masasında Yarım Kalan Darbe Planı.
Bu soru cevabını arıyor: Kamu Düzeni İçinde Profesyonelce Saklanmış, Makam ve İşbirliklerini kullanıp izini kaybettirmeye çalışan (hiç bir iz kaybolmaz zamanını bekler...) Hâlen Pusuda Bekleyen; Hain Bürokratlar, Satılık Savcılar, İşbirlikçi Polisler Var mı?
Dönemin MİT Müsteşarı Sayın Dışişleri Bakanımız Dr. Hakan Fidan’ın tutuklanmak istenmesi, Erdoğan’ın ameliyat saatiyle senkronize edilen operasyon ve FETÖ’nün devlete karşı ilk açık savaş ilanı... 14 yıl önce bugün Türkiye, uçurumun kenarından nasıl döndü? İşte "Devlet Sırrı" diyerek karartılmaya çalışılan 7 Şubat MİT Kumpasının perde arkasındaki "kozmik" detaylar ve yargı sürecindeki son durum.
ANKARA - Türkiye siyasi tarihine "devlet içindeki paralel yapının maskesinin düştüğü ilk gece" olarak geçen 7 Şubat MİT Kumpasının üzerinden tam 14 yıl geçti. FETÖ'nün, seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı açıktan giriştiği "ilk operasyon" olarak kayıtlara geçen bu tarihi olay, hedefindeki isimler ve zamanlamasıyla bir yargı darbesi girişimiydi.
Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve kritik istihbarat yetkililerinin "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağrıldığı o süreç, aslında 17-25 Aralık ve 15 Temmuz'a giden yolun ilk kilometre taşıydı.
NEDEN 7 ŞUBAT? HEDEFTE NE VARDI?
Soruşturma ve dava dosyalarından süzülen "kozmik" bilgilere göre FETÖ, nihai hedefine ulaşmak için devletle girdiği güç mücadelesinin startını bu operasyonla verdi. Ergenekon, Balyoz, Selam Tevhid ve MİT tırları gibi kurgu soruşturmalarla zemin hazırlayan örgüt, 7 Şubat 2012'de "şah mat" yapmak istedi.
Örgütün asıl hedefi, Hükümetin 2005 yılında başlattığı ve "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" olarak bilinen çözüm sürecini baltalamaktı. MİT'i kamuoyu nezdinde "PKK ile organize hareket eden bir suç örgütü" gibi göstermeye çalışan FETÖ, istihbaratın kalbini hedef aldı.
SAVCI CÜBBELİ OPERASYON TİMİ
Dönemin İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığında görevli (ve daha sonra FETÖ'den ihraç edilen) savcılar Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya, düğmeye bastı. Bir PKK/KCK soruşturması bahane edilerek;
Dönemin MİT Müsteşarı Sayın Dışişleri Bakanımız Dr. Hakan FİDAN,
Eski Müsteşarımız Sayın Emre TANER,
Müsteşar Yardımcısı Sayın Fatma Afet GÜNEŞ soruşturmaya dahil edildi.
Suçlama ise ağırdı: "PKK/KCK'ya bilerek yardım etme" ve "soruşturmanın gizliliğini ihlal".
"AMELİYAT" ŞİFRESİ VE KADER ANI
FETÖ'nün planı kusursuz işliyordu. MİT görevlileri ifadeye çağrılacak, evleri aranacak ve tutuklanacaklardı. Ancak bu karanlık senaryonun en kritik detayı zamanlamasıydı.
Örgüt, operasyonu o tarihte Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ameliyat olacağı saate denk getirdi. Amaç, Fidan tutuklanırken Erdoğan'ın narkoz etkisinde olması ve müdahale edememesiydi.
Ancak kader ağlarını farklı ördü:
7 Şubat 2012, Saat 17.00: Savcı, Hakan Fidan'ı arayıp "İfadeye bekliyorum" dedi.
Kırılma Anı: Erdoğan ameliyata geç girdi. Durumdan haberdar olunca ameliyat masasına yatmadan önce o tarihi talimatı verdi: "İfade vermeye gitmeyin."
En Tehlikeli ve Sürekli Takip Gerektiren Yasa Kalkanı: MİT görevlileri ifadeye gitmedi. Hızla harekete geçen hükümet, 17 Şubat'ta MİT Kanunu'nu değiştirerek soruşturmayı Başbakan'ın iznine bağladı ve kumpası çökertti.
KUMPASÇILARIN HAZİN SONU VE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETLER
Olayın üzerinden geçen 14 yılda hukuk, kumpasçıların yakasına yapıştı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada;
Eski Emniyet Müdürleri Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Kazım Aksoy ve örgütün "mahrem imamları", "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Sanıklar ayrıca "resmi belgede sahtecilik" ve "casusluk" gibi suçlardan da yıllarca hapis cezası aldı. (4 saat önce kahraman iken bir anda Vatan Haini, Suç Makinesi olarak arandığınızı düşünün ve UNUTMAYIN...)
YARGITAY BOZDU, DOSYA YENİDEN MASADA
Hukuki süreçte son viraj ise Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararıyla dönüldü. Daire, 20 Şubat 2023'te, bazı belgelere "devlet sırrı" gerekçesiyle erişimin kısıtlanmasının "savunma hakkını ihlal ettiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozdu. Şu anda tutuklu 10 sanığın yargılaması, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "devlet sırrı" hassasiyeti nedeniyle kapalı oturumlarla devam ediyor.
Kumpasın mimarlarından eski savcı Sadrettin Sarıkaya hücresinde cezasını çekerken, diğer savcı Bilal Bayraktar ise halen firari ve aranıyor.
Bu soru cevabını arıyor: Kamu Düzeni İçinde Profesyonelce Saklanmış, Makam ve İşbirliklerini kullanıp izini kaybettirmeye çalışan (hiç bir iz kaybolmaz zamanını bekler...) Hâlen Pusuda Bekleyen; Hain Bürokratlar, Satılık Savcılar, İşbirlikçi Polisler Var mı?
Kaynak: ONGUN HABER




