T.C. bayraklı gemide yabancı kaptanlık belgesi tartışması büyüyor. Facianın ardında zincirleme ihmal mi var?
Girne açıklarında batan Filo Jet’in yaklaşık 7 yıl önce İskenderun’da bir kazaya karıştığı, geminin bu kazanın ardından bir süre atıl durumda bekletildiği öne sürülürürken, kaptanın gerekli ehliyete sahip olmadığı ve başka bir kaptana ait belgeyi kullandığı da iddia edildi.
Girne açıklarında batan ve 8 kişinin ölümü ve 20 kişinin kayıbıyla sonuçlanan Filo Jet’in geçmişine ilişkin dikkat çekici iddialar gündeme geldi.
Geminin daha önce iki kez kaza geçirdiği, onarılarak yeniden sefere çıkarıldığı ve açık deniz seferlerine uygun olmadığı öne sürülürken; gemiyi kullanan kaptanın gerekli ehliyete sahip olmadığı ve başka bir kaptana ait belgeyi kullandığı da iddia edildi.
Girne açıklarında batan Filo Denizcilik’e ait Filo Jet yolcu gemisinin geçmişiyle ilgili Türkiye basınına ciddi iddialar yansıdı.
Filo Jet, yaklaşık 7 yıl önce İskenderun’da bir kazaya karıştı. Geminin bu kazanın ardından bir süre Kıbrıs’ta atıl durumda bekletildiği öne sürüldü.
İddialara göre daha sonra Filo Denizcilik bünyesine alınan gemi, bakım ve onarımdan geçirilerek yeniden sefere çıkarıldı.
Filo Jet’in yaklaşık 3 yıl önce bir başka kaza daha geçirdiği, bu olayın ardından gemide yeniden onarım yapılarak seferlere devam edildiği de öne sürülen iddialar arasında.
Basınına yansıyan değerlendirmelerde, Filo Jet’in uzun ve açık deniz seferleri için uygunluğu konusunda da soru işaretleri bulunduğu ileri sürüldü.
Girne açıklarında yaşanan ve can kayıplarına neden olan facianın ardından geminin geçmişte geçirdiği kazalar, yapılan bakım ve onarımlar, denize elverişlilik durumu ve sefer izinlerinin hangi teknik incelemeler sonucunda verildiği gündeme geldi.
KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın danışmanlığını yapan gazeteci yazar Sabahattin İsmail çarpıcı bir belgeyi sosyal medya hesabından paylaştı.
5gvirısnews tarafından yayımlanan haberde, kaptana ait olduğu öne sürülen belgenin Mozambik Cumhuriyeti Deniz Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen bir STCW yeterlilik sertifikası olduğu ve geçerlilik süresinin 4 Temmuz 2022’de sona erdiği ileri sürüldü.
Haberde kamuoyuna gösterildiği belirtilen belgede kaptanın unvanının “Capitão / Master Mariner” (sınırsız kaptan) olarak yer aldığı, yeterlilik seviyesinin ise “I/2” ve sınırlamasının “Unlimited” olduğu iddia edildi.
“2026’DA KULLANILAMAZ” İDDİASI
Söz konusu iddiada, STCW yeterlilik belgelerinin belirli sürelerle yenilenmesi gerektiği belirtilerek, belgenin üzerinde yer alan 4 Temmuz 2022 tarihinin kaptanın 2026 yılında geçerli bir yeterlilik belgesine sahip olup olmadığı konusunda soru işareti oluşturduğu savunuldu.
Haberde ayrıca, yabancı bir ülke tarafından düzenlenen kaptanlık belgesinin Türkiye veya KKTC-Türkiye hattında faaliyet gösteren bir yolcu gemisinde kullanılabilmesi için ilgili makamlar tarafından tanınması ve gerekli onay işlemlerinin yapılması gerektiği öne sürüldü.
Bu kapsamda, belgenin yalnızca süresinin dolup dolmadığının değil, Türkiye ve KKTC tarafından tanınıp tanınmadığının ve gerekli endorsement işlemlerinin bulunup bulunmadığının da incelenmesi gerektiği belirtildi.
Türk Loydu uluslararası saygınlığı olan ve işlerini neredeyse kusuruz yapan bir kuruluştur.
Ancak bu geminin Türk Loydu’ndan aldığı belgede de yazıldığı üzere, “Bu sertifika 03.03.2029 tarihine kadar, kurallarda belirtilen klasın korunması hükümlerine uyulması ve klasın askıya alınmamış veya geri çekilmemiş olması şartıyla geçerlidir.” ibaresinin tam karşılığı; herhangi bir kural ihlali veya aksaklık olmadığı sürece, belgenin normal şartlar altındaki son kullanım 3 Mart 2029 tarihi olduğudur. Yani bu belgenin var olması, geminin teknik aksamı veya yapısal bir sorunu bulunmadığı anlamı taşımaz!
ZAMANLAMA SKANDALI: “KAZADAN ÖNCE Mİ İPTAL EDİLDİ, SONRA MI?”
Uluslararası denizcilik çevrelerinde, Türk Loydu'nun bu 'INVALID' (Geçersiz) kararını gemi batmadan önce mi yoksa kazanın hemen ardından mı sisteme işlediği tartışılıyor. Eğer belge kazadan önce iptal edildiyse, geminin limandan kalkmasına göz yuman yetkililer doğrudan suç ortağıdır. Eğer kaza sonrası anlık bir iptal söz konusuysa, bu durum Bakan Arıklı'nın iddia ettiği '2029'a kadar geçerli kusursuz belge' savunmasının teknik olarak çöktüğünü ve Türk Loydu'nun gemiyi sistemden sildiğini kanıtlamaktadır.
BALAST SUYU NE OLDU?
Örneğin Türk Loyd, Filo Jet’in gemisinin limandan ayrılmadan önce halk arasında "balans" olarak telaffuz edilen denizcilikteki asıl adı ile balast (ballast) suyu pompalarla tahliye edildi mi ona bakmaz! Gemideki balast suyunun dışarı basılması (tahliyesi) ve tüm operasyon tamamen gemi personelinin görevidir. Liman işletmesinin bu operasyonu doğrudan yönetme veya yapma yetkisi/görevi yoktur; dolayısıyla nihai sorumluluk kaptanındır.
Görev dağılımında ise birinci zabit (2. Kaptan): Yolcu katamaranlarında da yük (yolcu, bagaj) ve denge planlamasını yapar.Liman İşletmesi sadece yolcuların güvenli bir şekilde terminalden gemiye geçmesini (biniş rampalarını/körükleri yönetmeyi) sağlar.
Geminin balast suyu geminin olmazsa olmazıdır. Özellikle yolcu katamaranlarında yalpayı (yatmayı) önlemede etkendir.
Filo Jet’in aslında kapasitesi maksimum 346 kişi olarak geçse de 270 kişi yolcu kapasiteli olan bu gemide balast suyu genellikle dışarı basılmaktan ziyade, sağ ve sol gövde arasında transfer edilir. Yolcular iskele tarafından gemiye binerken gemi o tarafa yatar. Sistem, suyu hemen otomatik olarak sancak (sağ) taraftaki tanka pompalar. Böylece gemi kendi içinde suyu çevirerek dik kalır. İşte bu bağlamda yetkililer ile yaptığımız konuşmada öncelikli konu; iki defa onarım gören bu geminin “balast dengesi” zafiyetidir ve bu durum soruşturmanın seyrini değiştirecek odak noktalarından biridir.
Bu geminin geçmişinde özellikle sol taraftan (iskele gövdesinden) hasar alması ve burada onarımlar yapılmış olması, o bölgenin yapısal mukavemetini (direncini) zayıflatmıştır. Kaptan ve mürettebatın mahkemedeki ilk ifadelerinde “dalgaların etkisiyle geminin ön tarafının koptuğu” iddia edilmiştir. Ancak görgü tanıkları ve yolcular, geminin daha limandan kalkarken veya seyrin hemen başında su almaya başladığını belirtmektedir. Eğer sol gövde daha önceki onarımlardan dolayı zayıfsa, yüksek hızda dalgalara çarpma (slamming) anında bu bölgeden hasar almış ve içeri su dolmaya başlamış olma ihtimali güçlenir.
“Balast” İhmali ve Alabora Olma İlişkisi!
İçeri su girmeye başladığı andan itibaren balast dengesi hayati önem kazanır. Çünkü katamaranın bir gövdesi (sol taraf) su alıp ağırlaşırken, diğer gövdesi (sağ taraf) hafif kalır.
Pompaların Çalıştırılmaması / Geç Kalınması: Hasarlı gövdeye dolan suyu dışarı basacak (tahliye edecek) veya karşı gövdeyi dengeleyecek balast pompalarının zamanında çalıştırılmadığı veya kapasitesinin yetmediği düşünülmektedir.
Manevra Hatası:Yolcuların ifadesine göre gemi su aldıktan sonra Girne'ye geri dönmek için keskin bir manevra yapmıştır. Zaten sol gövdesi su dolmuş ve balast dengesi tamamen bozulmuş bir katamaran, bu durumdayken keskin dönüş yaparsa merkezkaç kuvveti ve suyun ağırlığıyla anında alabora olur (ters döner).
Türk Loydu ve Sertifika Bağlantısı
Daha önceki bahsettiğimiz “kurallarda belirtilen klasın korunması” maddesi tam da burada devreye giriyor. Bir gemi geçmişte hasar gördüyse, yapılan onarımların Türk Loydu standartlarına göre kusursuz yapılması gerekir. Eğer denetimlerde bu zafiyet gözden kaçtıysa veya onarım geçici çözümlerle geçiştirildiyse, sertifika hukuken geçerli görünse bile gemi aslında denize elverişsizdir. Sol gövdenin geçmişteki hasarları yapısal yorgunluğa yol açmış, içeri giren suyun yarattığı dengesizlik balast sistemiyle yönetilememiş ve bu zafiyet nedeniyle geminin batması kaçınılmaz olmuştur.
Tecrübeli denizcilerin “gemi limanda batar” ifadesinde olduğu gibi, Filo Jet’in yolcu gemisi de limanda ayrılmadan önce var olan kusurlardan dolayı batmıştır. Batmasına neden olan süreç; siyasi sorumluluğundan dolayı Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Taşucu Liman Başkanlığı dahil olmak üzere Girne’deki ilgili personel ve belki de en önemlisi, Türkiye’deki ciddi kaptanlık şartlarını aşmak için Mozambik ve Honduras kaptan ehliyeti alan Mustafa Öz ile bu kişiye gemiyi emanet eden acente sahiplerinin oluşturduğu bir zincirdir.
EHLİYETLERİN HÜKMÜ KALMADI!
Türk makamlarından resmi denkliği ve onayı bulunmayan Kaptan Mustafa Öz’ün taşıdığı belgelerden birinin, daha önce kamuoyuna yansıyan ve 5 yıllık geçerlilik süresi dolan Mozambik ehliyeti olduğu saptanmıştır. Diğer belgenin ise KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın paylaştığı Honduras ehliyeti olduğu bilinmektedir. Yaşanan bu büyük facianın ve resmi sistem kayıtlarının ardından, her iki belgenin de hukuki ve teknik açıdan hiçbir geçerliliğinin ya da hükmünün kalmadığı açıkça ortadadır.
GEMİDEKİ ASIL SORUN EHLİYETSİZKTİR
Çok bilinen “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” vecizesinde olduğu gibi, söz konusu diğer tüm kişisel, siyasi veya ikincil meselelerin ikinci plana atılması gerektiği bir durum var: O da gemi kaptanının durumudur.
Batan geminin Türk bayraklı olduğu dikkate alınınca; Türk bayraklı bir gemide, Türk makamlarınca denkleştirilmemiş veya onaylanmamış bir yabancı ehliyetle (örneğin Honduras veya Mozambik ehliyeti) kaptanlık yaptırılması; kaptan, donatan (gemi şirketi) ve denetimden sorumlu Liman Başkanlığı / Bakanlık zincirinde ciddi idari, hukuki ve cezai sorumluluklar doğurur.
Erhan Arıklı’ya göre, “KKTC’nin en tecrübeli kaptanı” demek, gemiyi ilk önce değil en son terk eden kaptan demektir. Eğer, o gerçek kaptan olsaydı, bugün o suların altında olurdu!
GİRNE’DE BATAN GEMİNİN BİR UCU DA TÜRKİYE TAŞUCU LİMAN BAŞKANLIĞINA DAYANIYOR!
Türk denizciliğinde kaptanın durumu net bir usulsüzlüktür. Yetkisiz sevk ve idare konusunda, Bakanlıkça (Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı) onaylı denkliği bulunmayan bir ehliyetle Türk bayraklı gemiyi sevk etmek, kanunen “ehliyetsiz/yetersiz gemi sevk etmek” ile eş değerdir. Burada kaptan ehliyetinin Türk makamları tarafından verilmiş hiçbir onayı bulunmamaktadır.
Ancak KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, geminin Türk bayraklı olduğunu unutarak veya dikkatlerden kaçırarak, kaptanın Türkiye tarafından tanınmayan Honduras makamları tarafından verilen ehliyetine “uygunluk sertifikası” verildiğini resmi bir belge ile paylaşmıştır. Bu durum yaşanan facianın başka bir boyutudur. Çünkü KKTC Ulaştırma Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti mevzuatına muhalefet ederek, Türk bayraklı bir geminin kaptanına yetkisi dahilinde olmayan bir belge düzenlemiş; ilgili bakan da “kaptanın ehliyeti var, işte belgesi” diyerek bunu kamuoyu ile paylaşmıştır. Deniz hukuku ve uluslararası mevzuat açısından bu husus, bayrak devleti egemenliği ve ehliyet denkliği kuralları çerçevesinde çok ciddi hukuki bir ihlaldir.
Bu kuralsızlık durumu, sihirbazların dikkati başka yere çekerek hile yapması gibi, Erhan Arıklı tarafından “kaptanın ehliyeti var, 25 yıllık kaptan” ifadeleri ön plana çıkartılarak perdelemeye yönelik bir hamle olarak yorumlandı. Burada esas söz konusu olan, Türk bayraklı bir gemide taşınan ehliyetin yasal olarak geçerli olup olmadığıdır.
GEMİ FİİLEN TÜRK BAYRAKLIDIR
Ortada açıkça ağır kusur zincirlerinin neden olduğu, kamuoyunda adeta cinayet olarak nitelendirilen bir facia söz konusudur. Ölen insanlar, onların aileleri ve yakınlarının geri dönülmeyecek acıları karşısında, bu durum siyasi gerekçelerle veya KKTC’nin jeopolitik konumundan dolayı üstü örtülecek bir mesele değildir. Gemi, fiilen ve uluslararası denizcilik kayıtlarında Türkiye bağlantılıdır. Onun için kaptanın yeterliliği de Türk bayrak devleti kurallarına uygun olmak zorundadır. Bu saatten sonra kaptanın durumu tartışılacak bir hadise olmaktan çıkmıştır; demagoji yapılacak bir durum yoktur. Bu gemiye "KKTC bayraklı" demek yersiz, boş, anlamsız ve faydasız bir çabadır.
KKTC; IMO ve ITU sistemlerinde bağımsız bir devlet olarak tanınmamaktadır! 271 MID kodu, ITU tarafından Türkiye'ye tahsis edilmiştir! Denizcilik eğitimi dokümanlarında da açıkça, MMSI numarasının ilk üç hanesinin geminin kayıtlı olduğu ülkenin MID kodunu gösterdiği belirtilmektedir. 271 numarası “Türk gemisi” olarak örneklendirilmektedir.
Bu nedenle IMO 8962034 numaralı Filo Jet yolcu katamaranı için şu gerçekler sabittir:
1-KKTC'nin kendine ait bir ITU MID kodu yoktur.
2-KKTC'nin kendine ait uluslararası tanınmış bir bayrak kodu olamaz.
3-AIS sisteminde “KKTC” olarak tanımlanmış resmi bir MID bulunmaz.
Bu nedenle uluslararası denizcilik veri tabanlarında görülen kayıtlar şöyledir:
MMSI 271 = Turkey’dir.
AIS = Turkey’dir.
Lloyd's kayıtları = Turkey’dir.
Uluslararası kayıtlarda Türk gemisi olarak tanımlanan bir araçta, Türkiye'nin tanımadığı Honduras yeterliliğiyle kaptanlık yapılmasına izin verilmesinin hiçbir hukuki dayanağı yoktur.
3- İHLAL HALİNDE DOĞACAK SORUMLULUKLAR
T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan onaylı Uygunluk Belgesi (Endorsement) bulunmayan hiçbir yabancı ehliyetli kaptan Türk bayraklı gemide görev yapamaz; bu duruma izin veren veya denetimden kaçıran tüm taraflar hukuken doğrudan sorumludur.
FİLO DENİZCİLİK’İN BÜTÜN HİSSEDARLARI
Belgelerde yer alan 102 milyon 482 bin 278 payın tamamının dağılımı şöyle:
Hissedar Pay miktarı – Yaklaşık ortaklık oranı
Mehmet Can Dönüş21.678.937 – %21,15
Harun Erhun 14.452.640 – %14,10
Pembe Toygar 11.613.712 – %11,33
Süleyman Dilek 10.839.493 – %10,58
Yakup Dilek 10.839.492 – %10,58
Ali Özdülger 10.065.225 – %9,82
Hüseyin Şengün 7.883.232 – %7,69
Saim İlkılıç 3.613.157 – %3,53
Remazan Bilgin 3.613.157 – %3,53
Sadık Akyüz 2.627.751 – %2,56
Fadime Kural 2.627.728 – %2,56
Serdar Akyüz 2.627.728 – %2,56
Ramazan Akyüz 26 – %0,00003
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından yürütülen soruşturmayla ilgili yeni bir karar açıkladı. Polis Genel Müdürlüğü ve yargı makamlarının soruşturmayı herhangi bir şüpheye yer bırakmadan sürdürebilmesi amacıyla daha önce alınan görevden uzaklaştırma kararlarının kapsamını genişlettiğini belirten Üstel, KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden aldığını bildirdi.
Üstel, “Bugün gelinen noktada, Polis Genel Müdürlüğümüzün ve yargı makamlarımızın soruşturmayı hiçbir şüpheye mahal vermeden yürütebilmesi amacıyla, kaza sonrasında aldığımız görevden uzaklaştırma kararlarını genişletme kararı almış durumdayım. Bu çerçevede Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanımız Sayın Erhan Arıklı’yı görevden aldığımı kendisine bildirdim” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Yeniden Doğuş Partisi (YDP), Parti Meclisi kararıyla hükümetten çekilme kararı aldığını belirtti.
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden alınmasının ardından basın toplantısı düzenledi.
Arıklı, Başbakan Ünal Üstel'in kendisini telefonla arayarak, gemi kazası soruşturmasının selameti açısından görevden almak zorunda olduğunu bildirdiğini aktardı.
Görevden alınma kararının ardından Başbakan Üstel'e teşekkür ettiğini belirten Arıklı, "Bu benim aslında iki yıldan beri beklediğim bir fırsattı. Bana bu fırsatı verdiği için Sayın Başbakan'a teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Bugün yapılması planlanan Merkez Yönetim Kurulu toplantısının Parti Meclisi toplantısına dönüştürüldüğünü aktaran Arıklı, "Parti Meclisimiz bugün itibarıyla hükümetten çekilme kararı aldı. Yarın sayın Başbakan'a bunu yazılı olarak bildireceğiz." dedi.
Girne açıklarında gemi kazası nedeniyle bu aşamada siyasi tartışma yürütmek istemediklerini ifade eden Arıklı, kayıp kişilere ulaşılıncaya kadar kapsamlı değerlendirme yapmayacağını söyledi.
Olay yerine gitmemesinin nedenine ilişkin de açıklamalarda bulunan Arıklı, kayıp yakınlarının provoke edildiğine yönelik bilgiler aldığını, bölgede yaşanabilecek olası bir gerginliğin siyasi tartışmaya dönüşmesini istemediği için alana gitmediğini belirtti.
Dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin önceki açıklamasını da hatırlatan Arıklı, artık kendisinin talepte bulunmasına gerek kalmadığını, savcılıktan böyle bir talep gelmesi halinde dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy vereceğini ifade etti.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasında kayıp olarak aranan 20 kişiden birinin naaşına ulaşıldığını açıkladı. Üstel, naaşın kimlik tespiti için Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne götürüldüğünü belirtti.
Yaşamını yitiren kişinin erkek ve yaklaşık 50 yaşlarında olduğunun belirlendiğini aktaran Üstel, kayıp kişilere ulaşılması amacıyla yürütülen arama çalışmalarının 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz devam edeceğini kaydetti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Filo Denizcilik şirketinin KKTC'den yapacağı tüm deniz seferlerinin ikinci bir emre kadar durdurulduğu belirtildi.
Açıklamada, Sahil Güvenlik Komutanlığının belirleyeceği rota doğrultusunda Akgünler Denizcilik'in yarından (1 Eylül 2026) itibaren KKTC ile Türkiye arasındaki seferlerine başlayacağı ifade edildi.
Ayrıca Pegasus Havayollarının, sadece yarın için 4 adet ek sefer koyarak, yapılacak uçuşlara yönelik indirimli bilet satışına da başladığı kaydedildi.