Kaşif Kozinoğlu Dosyası 15 Yıl Sonra Yeniden Açılıyor
MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı Kaşif Kozinoğlu’nun ölümündeki sis perdesi, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan devasa operasyonla aralanıyor.
ÖZEL DOSYA | MİT’in Sır Ölümünde Derin Kulis: Kaşif Kozinoğlu Dosyasında "F." Sırra Kadem Bastı, 15 İsim Çemberde!
ERGENEKON kumpas tezgahında Silivri Cezaevi’nin beton duvarları arasında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı Kaşif Kozinoğlu’nun ölümündeki sis perdesi, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan devasa operasyonla aralanıyor.
Derin devletin, istihbarat ağlarının ve cezaevi koridorlarının en mahrem köşelerinden derlenen kulisler; olayın adi bir kalp krizinden ibaret olmadığını, her saniyesi önceden planlanmış zincirleme bir operasyonun devreye sokulduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Başsavcılık; dönemin cezaevi idarecilerinden infaz koruma memurlarına, kritik saatlerde yerinde yeller esen sağlık personelinden ambulans ekibine kadar en az 15 şüpheliyi bizzat mercek altına alıyor.
Tarih yaprakları Ocak 2011’i gösterdiğinde, kumpasın hain ve azılı savcısı Zekeriya Öz’ün, iddia olunan eski MİT Kont-Terör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür ve ekibinin yönlendirmesiyle başlattığı operasyon düğümü atıldı. O sırada Afganistan’da kritik görevde bulunan Kaşif Kozinoğlu, hakkındaki kumpası haber alır almaz kargo uçağıyla Türkiye’ye döndü ve adli mercilere bizzat teslim oldu. Ancak Mart 2011’de Silivri’nin cehennemine gönderilmesiyle birlikte, başına geleceklerin senaryosu da yazılmaya başlanmıştı.
Dosyanın en can alıcı detaylarından biri, Kozinoğlu’nun cezaevindeki hayatta kalma refleksleriydi. Kendisine yönelik profesyonel bir zehirleme veya suikast girişimini sezdiği için cezaevi mutfağından çıkan hiçbir yemeğe el sürmeyen tecrübeli istihbaratçı, günlerini yalnızca kapalı konserve gıdalarla geçiriyordu.
Fiziksel kondisyonu tavandaydı; cezaevinde sürekli halı saha maçları yapıyor, barfiks çekiyor, saatlerce koşuyordu. Ta ki o felaket gününe, 12 Kasım 2011 akşamına kadar. Koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım’dan su ısıtıcısını çalıştırmasını isteyen Kozinoğlu, duşun ardından hazırladığı kahvesinden henüz iki yudum almıştı ki her şey karardı.
O Gece Blokta Olması Gerekmeyen Gardiyan "F." ve Skandal Senaryo
Yıllar sonra tarihe düşülen o mahrem tanıklık, olayın arkasındaki gizli elleri işaret ediyor. Rahmetli Muzaffer Tekin komutan Çapa’da tedavi görürken, ona moral olsun diye küçük ebatlı bir iPad ve SIM kart götüren yakın ismi sarsan o gerçek, cihazın kurulumu sırasında Silivri’de görev yapan milliyetçi bir infaz koruma memuru tarafından ağlayarak anlatılmıştı:
Nöbetçi Değildi, Ama Oradaydı:Kaşif Kozinoğlu’nun fenalaştığı o karanlık gece, normal şartlarda nöbet sırası kesinlikle onda olmayan "F." adındaki infaz koruma memuru, bilinçli ve organize bir şekilde o blokta görevli ilan edilmişti.
Sireni Susturmak İçin Radyonun Sesini Sonuna Kadar Açtı:Kozinoğlu acil butonuna basıp yere yığıldığında devreye girmesi gereken acil durum protokolü bilerek kilitlendi. Sirenin çalmasıyla birlikte F. adlı memur, bloktaki radyonun sesini sonuna kadar açarak gürültü yarattı.
Namaz Bahanesiyle Ortadan Kaybolma:Kamera kayıtlarında da net bir şekilde görüldüğü üzere; bu memur bloğun tam tersi istikametine doğru hızla uzaklaşarak "namaz kılma" bahanesiyle ortadan kayboldu. Acil yardım çığlıkları havada kalırken, Kozinoğlu’na ilk müdahaleyi diğer çaresiz memurlar yapmak zorunda kaldı.
Ödül Gibi Tayin ve ABD’ye Kaçış:Bu organize ihmal zincirinin baş aktörü olan F., olaydan sadece 1-2 ay sonra ödüllendirilir gibi başka bir adliyeye sürüldü. Aynı dönemde Fatih Üniversitesi’nde kaydı olduğu ortaya çıkan bu şahıs, çemberin daraldığını hissettiği anda "eğitim gerekçesiyle" meslekten istifa ederek ansızın ABD’ye kaçtı.
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün ardından ilk resmi açıklamayı Adalet Bakanlığı yaptı: Bakanlık ölüm nedenini “Ağır spora bağlı kalp krizi” olarak açıkladı. Bakanlığın açıklaması şöyleydi: “Oda arkadaşının beyanına göre; Kozinoğlu’nun uzun süreli ve ağır spor yaptıktan sonra duş alıp odasına geldiğinde yatağında fenalaştığı ve tansiyonunun yükselmesi nedeniyle kendisine dilaltı hapı verildiği ve bu sebeple acil butonuna basarak görevlileri durumdan haberdar ettikleri anlaşılmıştır.”
Kozinoğlu gibi üst düzey bir istihbarat görevlisinin MİT tarafından düzenli sağlık raporunun tutulması gerekmez mi? Kritik devlet görevindeki, üstelik özel devlet sırlarına ve istihbarat bilgilerine sahip kişilerin sağlığının neredeyse günlük takip edildiği biliniyor.
“Bugün zabıta ya da polis memuru olmak için bile kalp sağlığı belirleyici. Sağlık raporun olumsuzsa görev alamazsın. Kaldı ki MİT Orta Asya Başmüşaviri için tartışılmaz bile.” Bu konuda MİT’ten mahkemeye Kozinoğlu’nun sağlık durumuyla ilgili bir rapor ulaştırıldığı o dönemde basına yansımıştı. Ancak raporun aslı hiç ortaya çıkmadı.
Tartışmalı açıklamaların ardından kesin sonuç için Adli Tıp Kurumu’nun hazırlayacağı rapor beklendi. Adli Tıp Kurumu yaklaşık 3 ay sonra 11 Şubat 2011’de raporunu açıkladı ve Kozinoğlu’nun ölüm nedeninin “Kronik istemik kalp hastalığı” olduğunu duyurdu. Rapor üzerine Kozinoğlu’nun dosyası kapatıldı. Karara yapılan hukuki itirazlar da reddedildi.
ÜÇ RESMİ KURUMUN SAATLERİ NEDEN TUTMUYOR? : Bakanlık açıklamasında Kozinoğlu’nu taşıyan ambulansın saat 19:15’te hastaneye giriş yaptığını, acil doktoru ve dahiliye uzmanının tüm müdahalelerine rağmen Kozinoğlu’nun saat 19:30’da yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ancak Silivri Devlet Hastanesi verdiği raporda Kozinoğlu’nun hastaneye getirildiğinde ölmüş olduğunu ifade etti. Raporda Kozinoğlu’nun durumu şöyle yer aldı: “Kozinoğlu saat 19.10’da ex (ölü) halde getirilmiştir. Acil serviste gerekli müdahalesi yapılmıştır. Saat 19.30’da ex (ölü) kabul edilmiştir.”
Adalet Bakanlığı’nın ardından Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamayla Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soru işaretleri daha da arttı. İki resmi açıklama birbirini tutmuyordu. Adalet Bakanlığı olay günü ambulansın cezaevine 18.37’de geldiğini açıklarken, Sağlık Bakanlığı 112 acil servisinin kayıtlarına göre ambulansın saat 18.42’de cezaevine geldiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı, Kozinoğlu’nun 18.54’de ambulansa alınıp 19.10’da hastaneye ulaştırıldığını açıkladı. Adalet Bakanlığı ise Kaşif Kozinoğlu’nun 18.47’de ambulansa alınıp, 19.15’de hastaneye getirildiğini söylemişti.
Özetle;
Adalet Bakanlığı: 18:47’de hastayı alan ambulans saat 19:15’te hastaneye giriş yaptı, tüm müdahalelere rağmen saat 19:30’da yaşamını yitirdi. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre, cezaevinde ambulansın çağrıldığı 18:18 ile hastaneye varış saati olan 19:15 arasında yaklaşık bir saat var.
Silivri Devlet Hastanesi: Kozinoğlu hastaneye getirildiğinde ölmüştü. Raporda “Kozinoğlu saat 19.10’da ex (ölü) halde getirilmiştir. Acil serviste gerekli müdahalesi yapılmıştır. Saat 19.30’da ex (ölü) kabul edilmiştir” ifadeleri yer aldı.
Sağlık Bakanlığı: Kozinoğlu 18.54’de ambulansa alınıp 19.10’da hastaneye ulaştırıldı.
KOZİNOĞLU YOLDA NEDEN İKİNCİ AMBULANSA ALINDI?: Kozinoğlu cezaevinden çıkarıldıktan sonra yolda ikinci bir ambulansa naklediliyor? Neden? İkinci ambulansa neden ihtiyaç duyuluyor? Tıbbi yeterliliği olmadığı için mi? Ancak İstanbul Sağlık Müdürlüğü, bu iddiaları reddeden bir açıklama yaparak, ambulansın “hastayı sağlık kuruluşuna ulaştırıncaya kadar gerekli acil tıbbi yardımı yapabilecek yeterliliğe sahip” olduğunu belirtti. Hatta ambulansın fotoğraflarını da gönderen müdürlük, yeterliliğini göstermek için araçtaki teknik donanımı da tek tek sıraladı. O zaman ikinci ambulansa neden ihtiyaç duyuldu? 112’nin ambulansı 18.56’da ikinci ambulansla nerede karşılaştı? Ambulanslarda hangi personel görev yapıyordu? Savcılık her iki ambulans personelinin de ifadesini aldı mı? Diğer yandan 112 Acil Servis’e yapılan çağrılarda olaya en yakın ambulans yönlendirilir ve bir hasta için iki ambulans yollanması mümkün değildir. Eğer iki ambulans farklı merkezlerden yönlendirildiyse yolda Kozinoğlu’nun nakledildiği ikinci ambulans hangi kuruma ait? Soru işaretleri ortada.
ADLİ TIP’TA NEDEN BAĞIMSIZ GÖZLEMCİ BULUNMADI?: Kozinoğlu’nun otopsisinde bağımsız gözlemci yer almadığı, yer alması için başvuru bile yapılmadığı ortaya çıktı. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “otopsi” konusunu düzenleyen 87. maddesine göre; “Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir…” Ancak başvuru yapılmadığı için, Kozinoğlu’nun otopsisine bağımsız adli tıp uzmanı, gözlemci olarak katılamadı. Türkiye’nin en önemli davasında yargılanan, en çok merak edilen, “Sır MİT’çi”, “kara kutu”, “hayalet” lakapları takılan bir kişinin otopsisinde bağımsız bir gözlemcinin yer almaması normal mi? Herkes bu soruyu sordu.
İLGİNÇ HIRSIZLIK:“Otopsi” tartışması sürerken Adli Tıp Kurumu’nun Yenibosna’da bulunan merkezinde ilginç bir hırsızlık olayı gerçekleşti. “Su sebili takmak ve silikon sıkmak” bahanesiyle Kimya İhtisas Daire Başkanlığı’na elinde bazı malzemelerle giren 30 yaşlarında bir kişi önce Kimya İhtisas Daire Başkanı Doç. Dr. Mahmut Aşırdizer’in odasına girdi. Aşırdizer’i odadan çıkarttı ve bir süre içeride yalnız kaldı. Masadaki ve ceketinin cebindeki cüzdan,cep telefonu gibi eşyalarını aldı. Ardından laboratuvara yöneldi. Aynı yöntemle teknik incelemeleri yapan uzman personeli de dışarıya çıkardı. Bir süre yalnız kaldıktan sonra ayrılırken masalardaki eşyayı alarak ortadan kayboldu. Kozinoğlu’ndan alınan kan, doku ve saç teli örnekleri de Kimya İhtisas Dairesi’nde bulunuyordu. Polis, bina kamera görüntülerine el koydu ancak 22 Kasım 2011’de gerçekleşen olayın ardından bir kişi gözaltına alındı ve hırsızlıktan yargılandı.
SORULARIMIZ CEVAPSIZ KALMASIN
Tanık ifadelerindeki devasa uçurumlar dosyanın en kirli noktası: Hemşireler Kozinoğlu’nun hastaneye bilinci tamamen kapalı getirildiğini söylerken, gardiyanlar "Ambulansa binerken Kelime-i Şehadet getiriyordu" iddiasında bulundu. Doktor ifadeleri birbirini yalanladı. Şimdi başsavcılığın yeniden başlattığı bu dev tahkikatla, o 15 şüphelinin ifadeleri Türk istihbarat tarihinin kilitleri bozacak bir sırrını aydınlatmaya hazırlanıyor.
Kozinoğlu’nun “Sırlar” adlı kitapta yayınlanan el yazısı notlarında “Her türlü girişimi yeni anayasaya yöneliktir. Bu bağlamda öldürmek dahil her şeyi yaptırabilir” ifadelerinin yer aldığı gündeme gelmişti.