<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>ONGUN HABER</title>
    <link>https://www.ongunhaber.com</link>
    <description>Güncel ve Doğru Haberin Adresi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ongunhaber.com/rss/tarih" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 03:15:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/rss/tarih"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Hakaret Davasının Küllerinden Doğan Bayram: 3 Mayıs]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/bir-hakaret-davasinin-kullerinden-dogan-bayram-3-mayis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/bir-hakaret-davasinin-kullerinden-dogan-bayram-3-mayis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl 3 Mayıs’ta anılan Türkçülük Günü’nün temelinde, 1944 yılında görülen “Irkçılık-Turancılık Davası” ve öncesinde yaşanan gösteriler yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong><span style="color:#c0392b">Her yıl 3 Mayıs’ta anılan Türkçülük Günü’nün kökeni, 1944 yılında Ankara’da yaşanan bir hakaret davasına uzanıyor. O gün tren garında toplanan kalabalık, kitaplar yaktı, Ulus Meydanı’na yürüdü ve polisle karşı karşıya geldi. Ardından gelen tutuklamalar ise bir fikrin sembol tarihini yazdı.</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="color:#000000">Her yıl 3 Mayıs’ta anılan Türkçülük Günü, aslında bir mahkeme salonunun önünde başlayan olaylar zincirinin ürünü.</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Her şey, Nihal Atsız ile Sabahattin Ali arasında yaşanan gerilimle başladı. Atsız’ın Sabahattin Ali hakkında kaleme aldığı yazı, kamuoyunda geniş yankı buldu ve ardından bir hakaret davası açıldı. Davanın ikinci duruşması 3 Mayıs 1944’te Ankara’da görüldü.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Duruşmayı izlemek üzere Ankara’ya gelen Atsız destekçileri, tren garı çevresinde bir araya geldi. O sırada bazı gruplar, Sabahattin Ali ve Nâzım Hikmet’in eserlerini yakmaya başladı. Alevler yükseldikçe kalabalık büyüdü ve kendiliğinden bir yürüyüşe dönüştü. Göstericiler, Ulus Meydanı’na doğru ilerledi. Tam o sırada polis ekipleriyle karşılaştılar. Kısa sürede yaşanan arbede, o günü unutulmaz kılan anlardan biri oldu.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Olayların hemen ardından devlet harekete geçti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. Aralarında Reha Oğuz Türkkan ve Nejdet Sançar gibi isimlerin de bulunduğu milliyetçi aydınlar, “Irkçılık-Turancılık Davası” kapsamında tutuklandı.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Peki 3 Mayıs nasıl “Türkçülük Günü” haline geldi? Bu karar, bir yıl sonra, 1945’te tutuklu bulunan milliyetçiler tarafından alındı. Yaşananları unutmamak ve dava arkadaşlarına sahip çıkmak amacıyla bu tarihi sembol seçtiler. O günden bugüne, 3 Mayıs Türk milliyetçileri tarafından düzenli olarak anılmaya devam ediyor.</span></h3>

<h3><img alt="asasasa-003.jpg" height="1281" src="https://www.siyasetcafe.com/d/other/asasasa-003.jpg" width="673" /></h3>

<p><img alt="" height="680" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2026/05/oynks-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="680" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><span style="color:#000000">#3MayısTürkçülükGünü #IrkçılıkTurancılıkDavası #NihalAtsız #1944Ankara #AlparslanTürkeş #RehaOğuzTürkkan #NejdetSançar #SabahattinAli #NazımHikmet #3Mayıs1944</span></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYARLILIK, TARİH</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/bir-hakaret-davasinin-kullerinden-dogan-bayram-3-mayis</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 04:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2026/05/gemini-generated-image-6y1mf56y1mf56y1m.png" type="image/jpeg" length="20626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böylesi Cehalet Ancak Tahsil Görmekle Mümkün]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/boylesi-cehalet-ancak-tahsil-gormekle-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/boylesi-cehalet-ancak-tahsil-gormekle-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı'nın 10. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabında Ergenekon Destanı'nın "Moğol destanı" olarak yer alması ciddi anlamda tepki aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong><span style="color:#c0392b">Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) süzgecinden (!) geçerek milyonlarca 10. sınıf öğrencisinin önüne konulan Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabı, tarihimize yönelik öylesine "vizyoner (!)" bir dokunuş yaptı ki, okuyanların nutku tutuldu.</span><span style="color:#000000"> </span></strong></h3>

<h3><strong><span style="color:#000000">Türk Milleti'nin diriliş sembolü olan Ergenekon Destanı, ders kitabında bir anda "İki Moğol ailesinin" hikayesine dönüşüverdi. Sosyal medyadaki infialin ardından bakanlık koridorlarında sergilenen kriz yönetimi ise, olayın kendisinden çok daha trajikomik bir "klavye ustalığına" sahne oldu.</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Eleştiri oklarının hedefindeki bu "mongol" fiyaskosu, hukuki sınırları zorlamadan ancak bir o kadar da sinir bozucu bir ironiyle tarihe geçmeyi fazlasıyla hak ediyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Asırlık Kaynakları Beğenmeyen "Üstün Zekalı" Müfredat Kadrosu</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Olayın en iç acıtan yanı, kitabı hazırlayan ve onaylayan o seçkin (!) kadronun "derin" tarih metodolojisi. Ergenekon Destanı, bizzat 6. ve 7. yüzyıl Çin kaynaklarında (Cou-şu yıllıklarında) çok net bir şekilde Türk Türeyiş Destanı olarak geçer. İslam öncesi Türk tarihi uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl gibi otoriteler bu gerçeği sağır sultanın duyacağı şekilde haykırırken; MEB'in isimsiz kahramanları bu kaynakları ellerinin tersiyle itmiş görünüyor.</span></h3>

<p><img alt="Image" height="322" src="https://pbs.twimg.com/media/HEPb7CSaUAA0_RD?format=jpg&amp;name=large" width="702" /></p>

<h3><span style="color:#000000">Peki neyi referans almışlar? 14. yüzyılda İlhanlı sarayında Moğol hükümdarlarına yaranmak ve maaşını hak etmek için destanı "Moğol uyarlaması" olarak eğip büken Reşideddin Fazlullah’ın Camiu’t-Tevarih adlı eserini! 14. yüzyılın saray dalkavukluğunu alıp 21. yüzyılın Türk milli eğitim müfredatına baş köşeden sokan bu "engin tarih vizyonu", gerçekten ayakta alkışlanmayı (!) hak ediyor.</span></h3>

<p><img alt="MOĞOL DESTANI SKANDALINA DÜZELTME!" height="388" src="https://ucuncusayfahaber.com.tr/resimler/2026-3/26/86864670700259.webp" width="702" /></p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Dijitalde "Türk", Matbaada "Moğol": Üstün Teknolojiyle Kriz Yönetimi !</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Tarihçiler ve vatandaşlar isyan edip skandal patlayınca, MEB yetkililerinden beklenecek olan neydi? Derhal bir özür açıklaması, sorumlular hakkında idari soruşturma ve basılı kitapların toplatılması, değil mi?</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ancak kurumumuz çok daha "pratik" ve sinsi bir çözüm buldu: Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerindeki dijital PDF dosyasına sessizce girildi ve klavyedeki büyülü tuş kombinasyonuyla (Ctrl+H) "Moğol" kelimesi silinip yerine "Türk" yazıldı. İşlem tamam, kriz çözüldü (!)</span></h3>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><font dir="auto"><font dir="auto">İŞTE YENİ DÜZENLEME</font></font></strong></span></p>

<figure><img height="1029" i-amphtml-auto-lightbox-visited="" lightbox="i-amphtml-auto-lightbox-0" src="https://ucuncusayfahaber.com.tr/resimler/2026-3/26/6564085170265.webp" width="702" /></figure>

<h3><span style="color:#000000">Evlerde, sıralarda duran milyonlarca fiziksel kitapta Ergenekon hala bir Moğol destanı olarak dururken, dijital evrende aniden Türkleşiverdi. Bu "Buldum-Değiştirdim" şeklindeki dâhiyane örtbas operasyonu, bürokrasimizin sorun çözme kapasitesinin ulaştığı zirveyi (!) gözler önüne seriyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Tarih hassasiyeti olan vatandaşlar: "Olay patladıktan sonra MEB'den ne ses çıktı, ne açıklama. Sadece dijital baskıda "Moğol" ifadesi "Türk" yapılmış. Yani suçu itiraf edip özür dilemek yerine, sessizce değiştirip işin içinden sıyrılma hesabı. Bu kadar kepaze bir yönetim anlayışı olabilir mi?" diye sormaktalar.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>"Her Şey Türklük İçin" Derken Kastedilen Bu Muydu?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Devletin en üst kademelerinden "Dünya Türk Dili Ailesi Günü"nde "Her şey Türklük için" temalı güçlü mesajlar verilirken, bizzat devletin eğitim mutfağında Türk tarihinin Moğollara ihale edilmesi nasıl bir idari savrulmanın eseridir?</span></h3>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Duyarlı Bir Akademisyenin Mesajı Net</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ergenekon destanı 6. ve 7. yüzyıl Çin kaynaklarında (Cou-şu) bile Türk Türeyiş destanı olarak geçiyor. 14.yyda İlhanlı sarayında Reşideddin Fazlullah Moğollara yaranmak için, Moğol uyarlamasını yazıp İlhanlı hükümdarına sunuyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Türk tarihini ve geleneklerini bizden koparıp kime hizmet ediyorsunuz?</strong></span></h3>

<h3><strong><a dir="ltr" href="https://x.com/tcmeb" rel="nofollow" role="link">@tcmeb</a></strong> <span style="color:#000000">bilerek yapılmış bir yanlış, Türk ve tarih düşmanlığıdır. MEB kimleri çalıştırıyor.? Kitaplar acilen toplatılmadı, yazanlar ve yayınlayanlar MEBden uzaklaştırılıp ceza almalı</span><strong> <a dir="ltr" href="https://x.com/Yusuf__Tekin" rel="nofollow" role="link">@Yusuf__Tekin</a></strong></h3>

<h3><strong><span style="color:#c0392b">Sayın</span> <a dir="ltr" href="https://x.com/RTErdogan" rel="nofollow" role="link">@RTErdogan</a></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">"Dünya Türk Dili Ailesi Günü'nde" konuşmanızı dinledim. "Herşey Türklük için" dediniz. Bu hata bilerek yapılmış, kabul edemeyiz. Gereken neyse yapılmalısınız.</span></h3>

<h3><strong>Kaynak Link: <a href="https://x.com/savgatore/status/2036753529063219507" rel="nofollow"><span style="color:#2c3e50">https://x.com/savgatore/status/2036753529063219507</span></a></strong></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Hukuki sorumluluktan kaçmak için sessizliğe bürünen yetkililer, kamuoyunun şu basit sorularına cevap vermelidir:</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Bu akıllara durgunluk veren metni yazanlar ve hiçbir süzgeçten geçirmeden onaylayan Talim ve Terbiye Kurulu üyeleri o koltuklarda oturmaya devam edecek mi?</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Milyonlarca hatalı basılı kitap, "israf olmasın" mantığıyla çocukların zihnini bulandırmaya devam mı edecek?</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Türk milletinin demir dağları eriterek çıktığı Ergenekon, ne yazık ki bugün liyakat eksikliğinden örülmüş duvarları aşmaya çalışıyor. Bu sinir bozucu vurdumduymazlık, tarihin o şanlı destanından çok, günü kurtarmaya çalışanların bir komedi eseri olarak hatırlanacak.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Unutmayın: Bu "talihsiz hata" Değil, Mongolistik Bir Tercihtir</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Uzmanlar:" Bu kitabı hazırlayanlar, Türk destanı Ergenekon'u anlatırken Moğol ifadesini kullanmayı tercih etmiştir. 14. yüzyıl Moğol uyarlamasını esas almayı tercih etmiştir. Susmayı tercih etmiştir. Dijitalde düzeltip özür dilememeyi tercih etmiştir." yorumu yaparak tepkilerini dile getirdiler.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Artık yeter. Türk milleti, kendi destanının Moğollaştırılmasını "hata" diye geçiştirecek kadar saf değildir.</span></h3>

<p><img height="622" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/03/ed6c7c9f-9f41-4a61-b050-dd3ea103527f.webp" width="702" /></p>

<h3><strong><span style="color:#2c3e50">#CtrlHMilliyetçiliği #LiyakatŞöleni #MEBMüfredatKomedyası #ReşideddinTarihçiliği #ZhouShuYıllıkları #GeceYarısıSensürü #EbaOperasyonu #MatbaadaMoğolDijitaldeTürk #TalimTerbiyeVizyonu #TarihNasılYazılmaz #TarihCinayeti #Mongol #YusufTekinİstifa #AndavalKadro #Tarih #Cahil #CopyPaste #vision </span></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, TARİH</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/boylesi-cehalet-ancak-tahsil-gormekle-mumkun</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2026/03/ders-kitabinda-mogol-1.jpg" type="image/jpeg" length="80388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göbeklitepe’nin Ardından 13 Dev Yerleşim Daha Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/tarihin-en-buyuk-sirri-desifre-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/tarihin-en-buyuk-sirri-desifre-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar: “İnsanlık tarihinin zaman çizelgesi yeniden yazılacak” diyor. Ya siz hâlâ eski tarih kitaplarına mı inanıyorsunuz?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Resmî Tarih Yalan Söyledi! Tarım Yoktu, Ama 20 Metrelik Tapınaklar Vardı: Göbekli Tepe Sadece Başlangıç...</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><strong>12.000 yıl önce, insanlık “henüz avcı-toplayıcıyken” devasa T sütunlar dikildi, kayalar oyuldu, 20 metre genişliğinde anıtlar inşa edildi. Arkeologlar, Şanlıurfa’da Göbekli Tepe’yle aynı döneme ait **en az 13 yeni yerleşim** daha tespit etti. Çoğu hiç kazılmadı, adeta zamanın içine gizlendi.</strong> </span></h3>

<h3><strong><span style="color:#c0392b">Bilim dünyası “medeniyetin doğuşu”nu yeniden tanımlamaya hazırlanıyor. Peki ya daha önce öğrendiklerimizin hepsi yanlışsa?</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Dünyanın en eski anıtsal yapısı unvanını taşıyan Göbekli Tepe’nin aslında yalnızca dev bir ağın görünen yüzü olduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin Şanlıurfa ilinde, yer altı radarları (GPR) ve yüzey araştırmalarıyla doğrulanan **en az 13 benzer yerleşim** bulunuyor. Arkeoloji dünyasında şok etkisi yaratan gerçek şu: Bunların büyük bölümü hiç kazılmamış, toprağın altında zaman kapsülü gibi saklı.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kazılan alanlar, tekdüze bir yapı geleneğini gözler önüne seriyor. Kayalara oyulmuş, **20 metreye ulaşan genişlikteki yapılar** ve **6 metre yüksekliğindeki T şeklindeki sütunlar**, 12.000 yıl önce, yani tarımın ve çömlekçiliğin başlamadığı dönemde, devasa bir örgütlenme, hiyerarşi ve ortak inanç sisteminin varlığını kanıtlıyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>YERLEŞİK HAYAT” TEORİSİ ÇÖKÜYOR</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Akademik dünyada uzun yıllardır kabul gören “tarım = yerleşik hayat = medeniyet” formülü, bu keşiflerle birlikte sarsılıyor. Arkeologlar, bu yapıların inşa edilebilmesi için binlerce kişinin koordineli çalışması, lojistik ağlar kurulması ve ortak bir inanç sisteminin var olması gerektiğini belirtiyor. Oysa resmî tarih anlatısına göre, bu dönemde insanlar küçük, göçebe avcı-toplayıcı gruplar halinde yaşıyordu.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Bu keşif, ‘yerleşik hayata geçiş’ ve ‘medeniyetin doğuşu’ ile ilgili bildiğimiz her şeyi sorgulatıyor. Bu alanların sadece küçük bir kısmı kazıldı. Önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalar, insanlık tarihinin zaman çizelgesini baştan aşağı değiştirecek.</span></h3>

<h3><strong><span style="color:#c0392b">TAŞ TEPELER”: ZAMANIN GÖMDÜĞÜ DEVLER UYANIYOR</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Bölge, artık “Taş Tepeler” adıyla anılan dev bir arkeoloji parkına dönüştürülüyor. Ancak asıl heyecan, toprağın altında daha kaç dev yapının gömülü olduğu ve bunların hangi sırları açığa çıkaracağı. Resmî açıklamalara göre, keşiflerin boyutu o kadar büyük ki, önümüzdeki yüzyıl boyunca arkeoloji dünyasının gündemini belirleyecek.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Peki ya şu soru: Tarımın bile olmadığı bir dünyada, on binlerce ton taşı yontup yerleştiren, astronomi, geometri ve mühendislik bilgisini kullanan bu insanlar kimdi? Onları bu dev yapıları inşa etmeye iten inanç neydi? Ve neden tüm bu yapılar, sanki bir şeyi sonsuza dek gizlemek istercesine, bilinçli olarak toprakla örtüldü?</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>CEVAPLAR TOPRAĞIN ALTINDA, AMA BİLİM DÜNYASI HAZIR MI?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Resmî tarih anlatısı “medeniyet Mezopotamya’da başladı” derken, Taş Tepeler “başlangıç buradaydı” diye haykırıyor. Geriye kalan 13 yerleşim kazıldığında, belki de insanlığın doğum haritası yeniden yazılacak. Ve belki de o zaman anlaşılacak: Bildiğimiz tarih, anlatılan tarihten ibaret değil.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Göbeklitepe’nin Sırrı Ne?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">İnsanlık tarihinin en eski medeniyeti. Mısır piramitlerinden binlerce yıl daha eski. Tam 12 bin yaşında. Göbeklitepe’nin sırrı hâlen çözülebilmiş değil…</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Bir çobanın hayvanlarını otlatırken bulduğu Göbeklitepe, dünyanın en eski arkeolojik keşfi. Bugüne kadar yalnızca yüzde 5’i gün yüzüne çıkarılabilmiş. Hakkında pek çok iddia, söylenti ve modern-efsaneler mevcut.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Hazreti İbrahim’in tapınağı olduğunu, Sirius’a tapmak için inşaa edildiğini, henüz bütün sırları aydınlatılamayan Stonehenge ile paralel ve benzer bir inanç olduğunu söyleyen arkeolog, tarihçi, astronomlar var. Sümerler’den kaldığını savunanlar da çıktı fakat Sümer teorisi, yapılan tarihleme ile uyuşmuyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Göbeklitepe’deki tapınağın henüz kazılmayan Karahantepe, Sefertepe ve Hamzantepe’deki tapınaklarla birlikte bir dörtlü olduğunu savunan tarihçiler de mevcut. Kemik bulunamamasının nedenini mezar geleneği olmamasına ve ölülerin “Güneşe gömülmesi” yani açık havaya bırakılan cesetlerin yırtıcı kuşlarca yenildiği, kuşların göğe yükseldiğinde ölülerin ruhlarının da göğe yükseldiğine inanıldığını savunan tarihçiler bulunuyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Göbeklitepe için dünyanın en eski tapınağı, “Dinin Doğduğu Yer” hatta “Cennet Bahçesi” deniliyor. Göbeklitepe’nin tarih kitaplarını tamamen değiştirdiği gerçek ama “Cennet Bahçesi” olabilir mi?</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Cennet Bahçesi, Harran Ovası’nın tepesinde olmasa bile yepyeni bir tartışma başladı. Bunun arkasından popüler kültür ürünü roman, belgesel ve hatta komplo teorileri ortaya çıktı. Örneğin Tapınak Şövalyeleri’nin kutsal kâseyi yüzyıllar sonra dönüp oraya sakladığı gibi söylentiler de var.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Nasıl Keşfedildi?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">1994’te sürüsünü otlatan bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzeydoğusundaki Göbeklitepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu; taşları yetkililere götürdü. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye giderek incelemelere başladı.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kazılarda çıkarılan 45 tane “T” şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor. Bu anıtlardan her biri 15 ton ağırlığında ve 6 metre yüksekliğinde.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Mısır’daki Büyük Piramitlerin 4 bin 500 yaşında ve İngiltere’deki Stonehenge’in 6 bin yaşında olduğu düşünülürse bu kazının dünyanın gelmiş geçmiş en önemli arkeolojik kazısı olduğu belirtiliyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Cennet Bahçesi mi?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Schmidt’e göre artık çorak olan Göbeklitepe, bir zamanlar çok bereketli bir bölgeydi. Ancak insanlık, çevrenin bozulmasına yol açarak bu “cennet”in yok olmasına sebep oldu. Göbeklitepe’de bulunan taşlar, MÖ 8000’de toprağa gömüldü.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Asur tabletlerinde Beth Eden adlı bir medeniyetten bahsediliyor. Yeri, Göbeklitepe’nin bulunduğu yer olarak tarif ediliyor. Eden kelimesi Sümerce “ova” anlamına geliyor. Göbeklitepe’de Harran Ovası’nın hemen içinde.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Reading Üniversitesinden Steve Mithen, “Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü.” diyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Sirius İddiası</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Milano Polytechnic Üniversitesinden İtalyan Arkeo-astronom Giulio Magli, Göbeklitepe’nin Stonehenge gibi, gök cisimlerinin hareketlerini takip etmek ve onlara tapınmak için yapıldığını iddia ediyor. Magli, iddiasını yaptığı simülasyonla Göbeklitepe inşa edildiği dönemdeki gökteki yıldızların konumlarının tespit ettiğine dayandırıyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">İtalyan astronom, Dünya’nın kendi eksenindeki hareketinden dolayı yıldızların son bin yılda konumlarının değiştiğini, bir zamanlar ufuk çizgisine yakın beliren yıldızların farklı konumlarda yükseldiği ve görüldüğünü, yeniden belirmeleri için de binlerce yıl geçebileceğini söylüyor. Sirius; Ay, Venüs ve Jüpiter’in ardından gece karanlığındaki en parlak dördüncü gök cismi. Magli, antik Mısır takviminin Sirius’un hareketlerinden yararlanılarak hazırlandığını, binlerce yıl önce Göbeklitepe’nin bulunduğu enlemde benzer amaçlara hizmet etmiş olabileceğini söylüyor. Magli ayrıca “Sirius, 9300 yıl önce ufuk çizgisinin altında görünüyordu. Gökte aniden beliren bir yıldızın, bir dinin doğumuna sebep olduğunu düşünebiliriz. Bence Göbeklitepe, bir yıldızın doğumu üzerine inşa edildi.” diyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Göbeklitepe Höyüğü, 1963’te Şanlıurfa’da fark edilen tapınma alanıdır. Dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi, tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir köylü sayesinde anlaşılabilmiştir.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Şanlıurfa’ya 80 dakikalık bir mesafede, Örencik köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğünün iş birliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman Arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda Göbeklitepe’nin Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı.</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar gün yüzüne çıkarıldı. Bölgenin önemi ise gün yüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Harran Ovası’nı kuzeyde sınırlayan dağ silsilesinin en yüksek noktasında yer alan, topografik özellikleri ile geniş görüş mesafelerine hâkim bir konumda bulunan Göbeklitepe, avcı-toplayıcı insanların yarattığı bir kült merkezidir. Arkeolojik araştırma tarihinde Neolitik Dönem için düşünülen modelleri, teorileri altüst eden verileri günümüze ulaştırmaktadır.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Göbeklitepe, çapı 30 metreye ulaşan yuvarlak ve oval planlı, sayısı yirmiyi bulan yapılardan oluşur. Bunlardan altı tanesi kazı sırasında ortaya çıkarılmış, diğerleri jeomanyetik ve georadar yöntemleriyle yapılan ölçümler sonucunda belirlenmiştir. Bu ölçümlerle elde edilen sonuçlar Göbeklitepe’nin neredeyse 12000 yıl öncesinde insanoğlu tarafından seçilen ve yaratılan büyük bir buluşma merkezi olduğunu, günlük yaşama yönelik mekânlarla değil; törensel amaçlı inşa edilmiş, anıtsal yapılarla kaplı olduğu görüşünü desteklemiştir.(Kaynak: İndigo dergisi)</span></h3>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" height="467" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2026/03/site-1572-0001.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong><span style="color:#2c3e50">#GöbekliTepe #TaşTepeler #Şanlıurfa #Arkeoloji #ResmîTarihÇöküyor #TarımÖncesiMedeniyet #KayıpUygarlıklar #12BinYıl #TarihYenidenYazılıyor #İnsanlıkTarihi #ParadigmaKırıcı #Keşif #BilinmeyenTarih #Kazı #DünyaMirası #Gizem #MedeniyetinDoğuşu #TürkiyeArkeolojisi #SaklıTarih #ZamanKapsülü</span></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, DUYARLILIK, TARİH, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/tarihin-en-buyuk-sirri-desifre-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2026/03/csm-der-goebekli-tepe-aus-der-luft-c894fce602.jpg" type="image/jpeg" length="19894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Millet Hafızasını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/ilber-hocayi-kaybettik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/ilber-hocayi-kaybettik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rahatsızlığı nedeniyle 1 haftadır tedavi gören ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlık sorunları sebebiyle Koç Üniversitesi Hastanesi'nde bir süredir yoğun bakımda tedavi gören 78 yaşındaki Ortaylı'nın, durumunun ağırlaşması üzerine dün entübe edildi. </strong></span></h3>

<h3><strong><span style="color:#000000">Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük tarihçilerden Prof. Dr. İlber Ortaylı, bir haftadır süren tedavisinin ardından bu sabah saatlerinde hayatını kaybetti. </span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">"Son Nefesine Kadar Mücadele Etti": Kız Kardeşi Duygusal Anlarda Konuştu<br />
Hastane önünde gözyaşlarına hakim olamayan kız kardeşi Nuriye Ortaylı, ağabeyinin hayata sımsıkı tutunduğunu belirterek şunları söyledi:</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">"Çok uzun bir süredir çeşitli sağlık sorunları ile boğuşuyordu. Hayatını aktif yaşamayı seven birisi olduğu için mümkün olduğunca gayret etti, hep enerjik kaldı. Onu kaybettik, çok üzgünüz."</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Gazeteci İzzet Çapa'dan Yürek Yakan Paylaşım: "Bir Millet Hafızasını Kaybe</strong></span><span style="color:#000000">t</span><span style="color:#c0392b"><strong>ti"</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ünlü gazeteci İzzet Çapa, sosyal medya hesabından Ortaylı'nın vefatını duyururken, adeta bir dönemin kapandığını vurguladı:</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">"Bazı insanlar yalnızca yaşadıkları yıllara değil, bir milletin hafızasına yerleşir… Prof. Dr. İlber Ortaylı da onlardan biriydi. O yalnızca tarih anlatan bir akademisyen değildi… Geçmişin kapılarını aralayan, bize kim olduğumuzu hatırlatan bir ses, bir akıldı. Bir cümlesiyle yüzyılları özetlerdi… Bir bakışıyla cehaletin üstüne yürürdü… Bir kahkahasıyla bir salonu doldururdu. Şimdi insan düşünmeden edemiyor… Bir millet hafızasının en güçlü seslerinden birini kaybetmiş gibi. Kitaplar kalır… Sözler kalır… Ama o sesi, o tonu, o keskin zekâyı bir daha duymak mümkün olmaz. Bazı insanlar bir ömür yaşar… Bazı insanlar ise bir çağ anlatır. İlber Ortaylı ikinci türdendi. Ve bazı isimler vardır ki… Tarih onları yazmaz. Onlar zaten tarihin kendisidir."</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Son Günlerinde Neler Yaşandı?</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">78 yaşındaki usta tarihçi, bir hafta önce rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Yoğun bakımda tedavisi süren Ortaylı'nın durumunun kritikleşmesi üzerine entübe edildiği açıklanmıştı. Ailesi daha önce yaptığı açıklamada sağlık durumunun stabil olduğunu bildirmiş ancak dün itibarıyla durumu ağırlaşmıştı.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>İlber Ortaylı Kimdir? Bir Çağın Tanığı, Tarihin Sesi</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">21 Mayıs 1947'de Avusturya'nın Bregenz kentinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen İlber Ortaylı, 2 yaşında ailesiyle Türkiye'ye göç etti. İstanbul Avusturya Lisesi'nde başlayan eğitim hayatı, Ankara Atatürk Lisesi'nde devam etti.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Şerif Mardin, Halil İnalcık gibi dev isimlerin öğrencisi oldu. Viyana, Chicago, Berlin, Paris, Princeton, Oxford gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinde dersler verdi, konferanslar sundu.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Topkapı Sarayı Müzesi'nde 7 yıl başkanlık yapan Ortaylı, 2012'de emekli oldu ancak bilim dünyasına katkıları hiç bitmedi. 2018'de Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığına getirildi.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Bir Ömre Sığan Eserler: 50 Yılı Aşkın Akademik Miras</strong></span><br />
<span style="color:#000000">Ortaylı, ardında 40'ın üzerinde kitap ve yüzlerce makale bıraktı. İşte o ölümsüz eserlerden bazıları:</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">📚 İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı – Osmanlı'yı anlamak isteyen herkesin başucu kitabı<br />
📚 Türklerin Tarihi – Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan destansı yolculuk<br />
📚 Bir Ömür Nasıl Yaşanır? – Gençlere yol gösteren benzersiz rehber<br />
📚 Gazi Mustafa Kemal Atatürk – Cumhuriyet'in kurucusuna dair en kapsamlı çalışmalardan<br />
📚 Cumhuriyetin İlk Yüzyılı (1923-2023) – 100 yıllık Cumhuriyet tarihine ışık tutan eser<br />
📚 Osmanlı'da Alman Nüfuzu – Doktora tezinden olgunlaşan başyapıt<br />
📚 Fatih Sultan Mehmed: Doğunun ve Batının Efendisi – 2025'te yayımlanan son çalışmalarından</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ayrıca "İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?", "Avrupa ve Biz", "Kuruluş: Cumhuriyet'e Giden Yol" gibi eserleriyle de okuyuculara ışık tuttu.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ortaylı'nın ailesinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, usta tarihçi için 16 Mart saat 11.00'de Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlenecek.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ardından usta tarihçinin cenaze namazı, ikindi namazını müteakip kılınacak ve Fatih Camisi Haziresi'nde defnedilecek.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Ailesi, açıklamada ayrıca cenazeye çiçek gönderilmemesini, arzu edenlerin Türk Eğitim Vakfına bağış yapmalarını rica etti.</span></h3>

<h3><span style="color:#2980b9"><img alt="" height="447" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2026/03/2026-mart-ilber1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /><br />
<br />
<strong>#İlberOrtaylı<br />
#İlberOrtaylıVefat<br />
#TarihinSesiSustu<br />
#BirÇağAnlatanAdam<br />
#TariheVeda<br />
#İlberHoca<br />
#BirÖmürNasılYaşanır<br />
#TürkTarihininDuayeni<br />
#MekanınCennetOlsunİlberHoca<br />
#Tarih<br />
#OsmanlıTarihi<br />
#KültürSanat<br />
#SonDakika<br />
#Gündem<br />
#Türkiye</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#2980b9"><strong>#İlberOrtaylıKitapları<br />
#TürklerinTarihi<br />
#Okumak<br />
#Akademi</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#2980b9"><strong>İlberOrtaylı #TarihinSesiSustu #BirÇağAnlatanAdam"</strong></span></h3>

<h3></h3>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DUYARLILIK, TARİH</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/ilber-hocayi-kaybettik</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2026/03/media-2536-en-1200.jpg" type="image/jpeg" length="54205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sevr Antlaşması 154. Madde 3. Paragrafındaki Anlayışı Hatırlatıyor]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/sevr-antlasmasi-154-madde-3-paragrafindaki-anlayisi-hatirlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/sevr-antlasmasi-154-madde-3-paragrafindaki-anlayisi-hatirlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski İzmir Milletvekili Aytun ÇIRAY, "BAHÇELİ’nin önerisi Sevr Antlaşması’nın 145. maddesi 3. paragrafındaki azınlık temsiline dair anlayışı hatırlatıyor."dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#c0392b"><strong>MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin, “Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olsun, biri Kürt biri Alevi” önerisi, bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından Sevr Antlaşması'na benzetilerek tartışmalara neden oldu.</strong></span><span style="color:#000000"><strong> </strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><strong>X’te ve diğer sosyal medya platformlarında yayılan içeriklerde, “Sevr Antlaşması 145. madde 3. paragraf” vurgusu sıklıkla yer aldı.</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">24,25,26,27 İzmir Milletvekili Aytun ÇIRAY da , MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’nin o önerisine sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile bu önerinin 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması’nın 145. maddesinin 3. paragrafında yer alan anlayışı hatırlattığını belirtti.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">ÇIRAY paylaşımında, “Sn. Devlet BAHÇELİ ’nin söylediği iddia edilen ‘Cumhurbaşkanının bir Alevî, bir de Kürt yardımcısı olsun’ fikri, 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması’nın 145. maddesinin 3. paragrafında da vardır” ifadelerine yer verdi.</span></h3>

<p><strong><span>ONGUN HABER'E GÖRE </span>: EASASEN KÜRT KÖKENLİ BİR CUMHURBAŞKANI YARDIMCISININ VAR OLDUĞU BİLİNEN BİR DURUM BİZE GÖRE TÜRKMEN ALEVİSİ BİR CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YERİNDE OLUR.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><img height="755" src="https://sonmuhurcom.teimg.com/sonmuhur-com/uploads/2025/07/kurt-ve-alevi-yardimci-tartismasi-aytun-ciraydan-tarihsel-uyari.jpeg" width="700" /><strong><span style="color:#c0392b">ONGUN HABER'E GÖRE </span>: EASASEN KÜRT KÖKENLİ BİR CUMHURBAŞKANI YARDIMCISININ VAR OLDUĞU BİLİNEN BİR DURUM BİZE GÖRE TÜRKMEN ALEVİSİ BİR CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YERİNDE OLUR.</strong></h3>

<p><img height="346" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/07/image-6.png" width="700" /></p>

<h3></h3>
<jarvis-extension style="position: relative; z-index: 2147483647;"></jarvis-extension><jarvis-injection></jarvis-injection></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SİYASET, TARİH</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/sevr-antlasmasi-154-madde-3-paragrafindaki-anlayisi-hatirlatiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 05:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2025/07/indir-7.png" type="image/jpeg" length="91392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karamanoğlu Mezarlığına GES İhaneti]]></title>
      <link>https://www.ongunhaber.com/karamanoglu-mezarligina-ges-ihaneti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ongunhaber.com/karamanoglu-mezarligina-ges-ihaneti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Gazipaşa’da Karamanoğulları Beyliği döneminden kalan mezarlıkların üzerine Güneş Enerjisi Santralı kurulmak istenmesi yöre halkının tepkisini çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong><span style="color:#c0392b">Antalya’nın Gazipaşa ilçesine bağlı Kaşpazarı Yaylası’nda kurulacak Güneş Enerjisi Santralı (GES) projesi için, yöre halkının itirazlarına kulak tıkandı ve ÇED onayı verildi.</span></strong></h3>

<h3><strong>Kültürel değerleriyle de dikkat çeken yaylada Karamanoğulları dönemine ait 4 askeri mezarlık var. Karamanoğlu Güneri Bey zamanından günümüze kadar ibadethane olarak kullanılan tarihi cami de bulunuyor.</strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki Kaş Pazarı Yaylası, binlerce yıllık bir yaşam alanı olarak biliniyor. Gazipaşa halkının yanı sıra Anamur ve Ermenek halkı için de önemli bir üretim ve yaşam alanı olan bölge, geçmişte Karamanoğulları Beyliği’nin hâkimiyet sahası içerisinde kalıyordu. Yayladaki Karamanoğlu mezarlığı, bu adla bölge haritalarına da işlenmiş. Ancak 2200 rakımlı mera ve orman vasıflı yaylada yaklaşık 400 bin metrekarelik alanda kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES), tarihi mezarlıkların olduğu alanı da kapsıyor.</span></h3>

<h3><img alt="harita ve şunu diyen bir yazı 'Karamanoğlu Raşpazarry Çayıraık Pn' görseli olabilir" height="454" src="https://scontent.fkya4-1.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480350924_8816564621802261_1663639744542006011_n.jpg?_nc_cat=110&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=rLpju9fdLaUQ7kNvgEEmJTO&amp;_nc_oc=AdjQApH6StJByA2HhifmlUsgy1Z-jn6N4iyknX-IQzdQvFJcoWsHgDucdi4v4nXDNMo&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-1.fna&amp;_nc_gid=AGRmeK9lyZbA1Jtz5wvq89C&amp;oh=00_AYDPf4Onn58gy2Xin3yUifiJHN3CQ8jR49_HzKbBv5jIjA&amp;oe=67BA1400" width="700" /></h3>

<h3><span style="color:#000000">Haritalara da işlenmiş olan tarihi mezarlıkların bulunduğu bölgede Güneş Enerjisi Santrali yapılmak istenmesi, yöre halkını ayağa kaldırdı. FETÖ ile iltisaklı olduğu için 15 Temmuz darbe girişiminden sonra TMSF tarafından el konulan Anadolu Erciyes Holding (eski Boydak Holding) bünyesindeki Gün Güneş Enerjisi Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yaklaşık 400 dönümlük alanda yapılması planlanan ‘G3-Antalya-1-2 GES’ projesi için 4 Şubat’ta ÇED Nihai kararı verildi. </span></h3>

<h3><img alt="" height="619" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/g-e-s-icin-secilen-bolge-mera-ve-orman-arazisi-olarak-kayitli.png" width="700" /></h3>

<h3><span style="color:#000000">Projeyle ilgili ÇED raporunda yer verilmeyen tarihi mezarlıkların korunmasını isteyen yöre halkı, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na yazılı başvuru yapacak.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><img alt="" height="825" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/yaban-kecisi-habitati-olan-bolgede-yapilmak-istenen-projenin-c-e-d-raporuna-gore-g-e-sin-yaban-kecilerine-bir-zarari-olmayacagi-iddia-ediliyor.png" width="700" /><br />
Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki Kaş Pazarı Yaylası, binlerce yıllık bir yaşam alanı olarak biliniyor. Gazipaşa halkının yanı sıra Anamur ve Ermenek halkı için de önemli bir üretim ve yaşam alanı olan bölge, geçmişte Karamanoğulları Beyliği’nin hâkimiyet sahası içerisinde kalıyordu. Yayladaki Karamanoğlu mezarlığı, bu adla bölge haritalarına da işlenmiş. Ancak 2200 rakımlı mera ve orman vasıflı yaylada yaklaşık 400 bin metrekarelik alanda kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES), tarihi mezarlıkların olduğu alanı da kapsıyor.</span></h3>

<p><img alt="" height="933" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/yayladaki-mezar-taslarindan-biri-768x1024.jpg" width="700" /></p>

<h3><strong><span style="color:#000000">Bölge haritalarına Karamanoğlu mezarları da işlenmiş</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>FETÖ İLE BAĞI OLDUĞU İÇİN TMSF’YE GEÇEN HOLDİNGİN ŞİRKETİ</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Gazipaşa’ya bağlı Akoluk ve Çığlık mahalleleri sınırlarındaki G3-ANTALYA-1-2 GES projesi kapsamında, 550 W gücünde 43 bin 636 adet panel, 67 adet 300 kW’lık inverter kurulması planlanıyor. FETÖ ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra TMSF tarafından el konulan Anadolu Erciyes Holding (eski Boydak Holding) bünyesindeki Gün Güneş Enerjisi Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan GES projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 4 Şubat 2025 tarihinde ÇED Nihai kararı verildi.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Yaban keçisi habitatı olan bölgede yapılmak istenen projenin ÇED raporuna göre GES’in yaban keçilerine bir zararı olmayacağı iddia ediliyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><img alt="" height="340" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/kas-pazari-yaylasinda-yilki-atlari.jpg" width="700" /></span></h3>

<h3><strong><span style="color:#c0392b">YAYLADAKİ GES PROJESİNE KARŞI GAZİPAŞA’DA EYLEM YAPTILAR</span></strong></h3>

<h3><span style="color:#000000">Bölge halkı için önemli bir yaşam ve üretim alanı olan Kaş Pazarı Yaylası’nda yapılmak istenen projenin yer seçiminin hatalı olduğunu savunan Gazipaşalılar, eylem ve basın açıklaması yaparak yanlıştan dönülmesini talep etti. Eyleme, projeden etkilenecek köylerin muhtarları ile çok sayıda vatandaş katıldı.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong><img alt="" height="460" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/kas-pazari-yaylasi-2-768x432.jpg" width="700" /></strong></span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>ENERJİ SANTRALİ İÇİN YABAN KEÇİLERİNİN YAŞAM ALANINI SEÇTİLER</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Biyolojik çeşitlilik açısından da zengin olan bölge, aynı zamanda nesli tehlike altındaki yaban keçisi (Capra aegagrus) için yaşam alanı olarak biliniyor. Türün varlığı ve yaşam alanları, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yaban Hayatı Sözleşmesine göre kesin koruma altında. Ancak son yıllarda madencilik ve enerji projeleri uğruna türün yaşam alanları giderek daraltılırken, yaratılan tahribatın ve habitat kaybının katlanılabilir düzeyde olduğunun savunulması dikkat çekiyor.</span></h3>

<p><img alt="harita ve yazı görseli olabilir" height="387" src="https://scontent.fkya4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480302525_8816568575135199_8664257532078730237_n.jpg?_nc_cat=101&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=s8aTj0WKB5QQ7kNvgGsI0d7&amp;_nc_oc=AdiqWmBgwqux2RomCC9u18D_gA3G10xKYMwuWFO8mfPHMDvMoQZrVlfUDMNbBuLSlBU&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-2.fna&amp;_nc_gid=AmJXZyLR3Mv-Lk14p0xuo0Q&amp;oh=00_AYASol0hRDTZmxsfx3oajAkiI1fp_8kfrFlAgFH-p_Tf_A&amp;oe=67BA0B96" width="700" /></p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>ÇED RAPORUNDA ‘ÖNEMLİ HABİTAT KAYBI OLMAYACAK’ SAVUNMASI</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kuş göç yolu üzerinde projelendirilen söz konusu GES projesi için hazırlanan ÇED raporunda, nesli kesin koruma altındaki yaban keçileri ve diğer fauna türleri için “Dolayısıyla ne hedef tür ne de diğer yabani hayvan türleri açısından önemli veya kritik ölçüde bir habitat kaybının söz konusu olmayacağı tahmin edilmektedir” ifadelerine yer veriliyor.</span></h3>

<p><img height="642" src="https://antalyakorfezcom.teimg.com/antalyakorfez-com/uploads/2025/02/kus-goc-yollari-haritasi-ve-proje-alani.png" width="700" /></p>

<h3><span style="color:#000000">Yayladaki mezar taşlarından biri. Yöre köylüleri mezarların tarihi özeliği bulunduğunu ancak bugüne kadar tescil edilmediğini belirtiyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><img alt="" height="565" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/yayladaki-mezar-taslarindan-biri-yore-koyluleri-mezarlarin-tarihi-ozeligi-bulundugunu-ancak-bugune-kadar-tescil-edilmedigini-belirtiyor-768x576-2.jpg" width="700" /></span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>‘FAUNA ELEMANLARI İÇİN KÜÇÜK BİR ALAN, ZARARI OLMAZ’</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Projenin işletmeye geçmesiyle birlikte habitat kaybı olacağı belirtilen ÇED raporunda, “Proje alanı sahip olduğu genişlik ve etki alanı olarak düşünüldüğünde alan ve civarında yayılış gösteren fauna elemanlarının habitatı ve beslenme alanı olarak kullandığı alanlar içerisinde küçük bir alan olduğu müşahede edilmektedir. Bu inceleme sonunda, Proje için rapor içerisinde açıklanan tedbirlerin alınması kaydıyla projenin gerçekleştirilmesinin mevcut ekosistemin genel denge ve işleyişini bozmayacağı, ekosistem üzerinde kalıcı bir hasar meydana getirmeyeceği, çevredeki canlılara ve doğal hayatın devamına zarar verecek ölçüde etkide bulunmayacağı kanaatine varılmıştır” görüşü savunuluyor.</span></h3>

<p><img alt="Stonehenge görseli olabilir" height="1244" src="https://scontent.fkya4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480147390_8816577855134271_1389346054176872237_n.jpg?_nc_cat=109&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=SYhYP8b6dDoQ7kNvgFgBILc&amp;_nc_oc=AdhyB2r-8hfjbzwrPFqbXv4EO3uvJj_kzAsTToH06CpbE5xxv4HtzUx6MUb2p49zW7I&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-2.fna&amp;_nc_gid=AagDOpTeQ66UU6pjFEKJPd1&amp;oh=00_AYB2UGnWeuwVDjoowN54LyHYoz4757mROuZX2MCilfvypQ&amp;oe=67B9E313" width="700" /></p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>YAZAR ALİ YILDIZ: ‘GES PROJESİ TARİHİ YOK EDECEK’</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">‘Dünden Bugüne Gazipaşa Tarihi’ kitabının yazarı Ali Yıldız, GES projesi için seçilen yaylanın Hitit döneminden beri yaşam alanı olduğuna dikkati çekerek şunları dile getirdi: “Bölge kadimden beri bir Hitit medeniyet bölgesidir. Prof. Dr. Ahmet Ünal’ın ‘Hititler Zamanında Türkiye’ kitabında bölgenin adı, ‘Tarhuntassa’ olarak kaydedilmiş. 1980’li yıllarda bulunan bir bakır tabletteki kayda göre, Tarhuntassa bir Hitit prensine tımar olarak verilmiştir. Bu bölgede M.Ö 1500’lerden beri medeniyet izleri vardır. GES kurulmaya çalışılan bölgede en eski çağlardan beri yazın yaylaya çıkan antik dönem insanlarının mirası mezar, kuyu, sarnıç, çeşme ve mağaraları, inleri vardır. Bu bir insanlık mirasıdır. Henüz arkeolojik kazılar yapılmayan bu alan GES adı altında tahrip edilerek yok edilecek ve tarihi değerleri araştırma imkânı yok olacaktır.”&nbsp;</span></h3>

<h3><span style="color:#000000"><img alt="" height="525" src="https://ongunhabercom.teimg.com/ongunhaber-com/uploads/2025/02/kas-pazari-yaylasi-768x576-1.jpg" width="700" /></span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>‘BALCILIK VE ARICILIK SONA ERECEK’</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kaş Pazarı Yaylası’nın bitki çeşitliliği açısından da zengin bir bölge olduğuna işaret eden Yıldız, “Kaş Pazarı, bir bal yaylasıdır. Hatta bu yerleşimlerden birinin adı da Balca’dır. Akdeniz Coğrafyası yazarı Hüseyin Saraçoğlu tarafından bundan 70 yıl önce yerinde saptanan balcılık ve arıcılık özelliği belgelidir. GES, bu doğal yapıyı bozacak balcılık ve arıcılık sona erecektir” dedi.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Yayladaki mezar taşlarından biri. Yöre köylüleri mezarların tarihi özeliği bulunduğunu ancak bugüne kadar tescil edilmediğini belirtiyor.&nbsp;</span></h3>

<h3><img alt="Saqsaywaman ve Stonehenge görseli olabilir" height="1244" src="https://scontent.fkya4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480456100_8816579928467397_3346771867826117121_n.jpg?_nc_cat=109&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=IK0IxqagGYQQ7kNvgHHDIkQ&amp;_nc_oc=AdgXVazKKeFNK62uYV0eRgCj0mBh8c_0YtYc8AaCpNVVAtDKEeGWOK95Lydjf2AccR8&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-2.fna&amp;_nc_gid=AKWv4fa3i37OGCV2SkuwZlV&amp;oh=00_AYB0HgvJJRV3LiczjpTeynhyAGFQTA6onuU2f-68-O-8ng&amp;oe=67BA1252" width="700" /></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>GES YAPILMAK İSTENEN YERDE 3 AYRI KARAMANOĞLU MEZARI VAR</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kaş Pazarı Yaylası’nın yüzlerce yıllık Karamanoğulları mirası olduğunun da altını çizen Araştırmacı-Yazar Ali Yıldız şunları dile getirdi: “Bu yaylada Harita Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 1/100.000 ölçekli P29 paftasında ve 1/25.000 ölçekli P29a4 paftasında en az üç adet tespit edilmiş Karamanoğlu Mezarlığı vardır. Kaş Pazarının güneyden çıkış yolundan itibaren sağlı sollu binlerce mezarla kaplı olduğu ilk bakışta kolayca görülmektedir. Şiddetli kar ve fırtına bölgesi olması dolayısı ile tahrip olmuş mezarlar bugün belirli olarak görünmese de tesis ihtiyaçları ve proje gereği makinalı kazı yapıldığında bu mezarlar ve kemikler ortaya çıkacaktır. </span></h3>

<h3><img alt="Fotoğraf açıklaması yok." height="485" src="https://scontent.fkya4-1.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480492339_8816588921799831_364982349014671672_n.jpg?_nc_cat=108&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=fuNjx8G_fuIQ7kNvgGy3xnA&amp;_nc_oc=AdgoYfVE63IIwtVcmWLM7aYjnVK9SEBwEaAvUj4RYxEAXeUWzmveJWUSQqThvHjRJK4&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-1.fna&amp;_nc_gid=A3kU06udTztR-iDuZhgcuH8&amp;oh=00_AYD-uDlGShYEWmka1YeODU8KNyI5Wzghxhi_svvdHYWaIg&amp;oe=67BA112E" width="700" /></h3>

<h3><span style="color:#000000">ÇED raporundaki krokiye bakıldığında, ‘Şantiye ve Bitkisel Toprak Alanı’ olarak işaretlenen yerin Tarihi Karamanoğlu Çadır alanı olduğu, Gazipaşa Tarihi kitabımızda yazılmıştır. Bu alanın bitişiğinde yine Karamanoğlu ini tabir edilen bir in vardır. Buralarda yeterli kazı çalışması yapılmadığından söz konusu inşaat ortaya çıkabilecek arkeolojik bulguları yok edecektir.”</span></h3>

<p><img height="1055" src="https://scontent.fkya4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/480581309_8816561065135950_5081376548504845389_n.jpg?stp=dst-jpg_s600x600_tt6&amp;_nc_cat=106&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=qj6x6Z7-o_AQ7kNvgF-bU5Q&amp;_nc_oc=AdjpCdFptqvjBTnAlxJ0TRFbC0o7vujk6hAPFkt1C1YmEs-kgsexyeCXXbrmI1V_Mg8&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fkya4-2.fna&amp;_nc_gid=AL4_tn4Om9YKgGXq-DMtigh&amp;oh=00_AYDu0FTsIoP9La2jwsoezQv57uOlAb8lhzfQvE-03d1QWQ&amp;oe=67BA09E8" width="700" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>‘KARSTİK ARAZİDE YAYLALAR SUSUZ KALACAK’</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">GES projesinin yayladaki su kaynakları ve küçükbaş hayvancılık için de tehdit oluşturacağına işaret eden Yıldız, “Ağır iş makinalarının çalışacağı tesis alanlarının hemen yanındaki bu kıymetli su kaynakları karstik özellikli geçirimli arazide kaybolarak yaylalar susuz kalacaktır” uyarısında bulundu.</span></h3>

<h3><span style="color:#000000">GES yapılmak istenen bölgede henüz tescil edilmemiş arkeolojik kalıntıların ve mağara yerleşimlerinin olduğu belirtiliyor.</span></h3>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>‘BU TESİS GAZİPAŞA VE ANAMUR YAYLALARINI BİTİRECEK’</strong></span></h3>

<h3><span style="color:#000000">Kaş Pazarının eskiden beri bir pazar yeri ve ticaret alanı olması yanında buluşma, ibadet, sosyalleşme ve yardımlaşma alanı olduğunu da vurgulayan Yıldız, “Bu yardımlaşma ve sosyalleşme alanı geçişe ve yaklaşıma yasaklanma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Çünkü bu tür tesisler gerek güvenlik gerekçe gösterilerek, gerekse mülkiyet hırsı sebebiyle halkın yaklaşımına kapatılarak yolları değiştirilmekte, geçişleri yasaklanmakta olduğu bilinen bir gerçektir. Vahşi madenciliğin Türkiye genelinde yaptığı tahribatları görerek ve işiterek yaşamaktayız. Bu tesisin Gazipaşa Anamur yayla ve meralarını bitireceği çok açıktır” görüşünü dile getirdi.</span></h3>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ONGUN HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇEVRE, TARİH</category>
      <guid>https://www.ongunhaber.com/karamanoglu-mezarligina-ges-ihaneti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 07:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ongunhabercom.teimg.com/crop/1280x720/ongunhaber-com/uploads/2025/02/kas-pazari-yaylasi-2-768x432-1.jpg" type="image/jpeg" length="95795"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
