Dükalıklar Kamoyu oluşturmaya çalışan ama asla ve asla Kamuoyu olmayan, şişirilmiş, pohpohlanmış, semirtilmiş ya da semirmesine gözyumulmuş vurguncu sülük örgütlenmelerdir, Dükalıklar şehirlerin kanını emen talihsizliklerdir. kendisini basın mensubu olarak çevresine kasan birkaç zihni fukara tipler pek tabiî ki sahipleri ve onları satın alan Goebbels karakterli  şehir düka’ları boş durmayacak, sürekli fırsat kollayacaktır
Nazi propaganda bakanı Goebbels, karizmatik olgu olarak döneminde değer bulan Führer ünvanı ile  Avrupaya, Yahudilerin bir kısmına, Hazar havzasına kan kusturan  Adolf Hitler'in yakın arkadaşı ve sağ koluydu. Savaşın son yıllarında, yakalanmadan hemen önce tüm ailesini ve kendisini öldürecek kadar davasına bağlı bu korkunç insan (insan demek aslında pek mümkün değil) coşkulu ve enerjik hitabet yeteneği, sert anti-semitik görüşleri ve kitlesel propagandanın Büyük Yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığıyla bilinirdi.
Kendini sosyalist aydın ve yaşam koçu sayan, ağzı üç beş laf yapan çokbilmiş entelektüel taklitçisi tiplerin ağzından düşürmedikleri ve artık kalıplaşmış olan “Hayat yaşamaya değer” sözünün Alman Faşizmi’nin propaganda Bakanı Goebbels tarafından ilk defa ifade edildiğini de belirtelim.
Dünyayı uzunca bir süre felakete sürükleyen, milyonların ölümünden sorumlu Nazizm’in Hitler’den sonra en bilinen figürü felaketin felsefesini yapan beyin sülüğü, gazeteci eskisi. Dünyanın her yerinde kifayetsiz ama muhteris politikacılara rehber olan Dr. Paul Joseph Goebbels, 1933 ve 1945 yılları arasında Hitler döneminde “Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı” olarak görev yapmıştır. Bazılarına göre Hitler’in sağ kolu olarak çalışmış ve öylece ünlenmiştir. Tanıtım ve propaganda işlerini yürütürken, dönemin medya unsurlarını kontrol etmesi ile ünlüdür. Hitler’in kişilik analizini ustaca inceleyen Goebbels ondan bir ‘Führer' çıkarmıştır.

İlk defa okuduğum 1994 den bu yana aklımdan bir türlü çıkmayan: “‘Gazeteciler önemlidir. Onları ve patronlarını satın almak, devşirmek ve çıkarlarınız doğrultusunda kullanmak için her şey yapılmalıdır.” ifadelerini burada yazarken bile günümüzde cereyan eden bir çok olayla ilgili bağlantılar kurdum ama bu yazımın amacı bağlantılara değinmek değil, satılabilecek karaktere sahip  olan sözde gazetecilerin ve patronlarının yerelde ve ulusalda ne tür felaketlerin sebepleri arasında olabileceklerine dikkat çekmek…. Anlamak isteyen anlar,istemeyen için denilebilecek hiçbir şey yok pisliğe bulaşan o pisliğin içinde boğulur gider…
Özellikle şu sözü sanki bir vecize gibi siyasi tanıtım tarihine yazılmıştır; “Basın, iktidarın kullandığı dev bir klavyedir!”
Alman halkının iradesini, bir piyano çalar gibi yönlendirip, onları gitmelerini istediğimiz her yere götürebilirim’ diyordu. Kitleleri bir cezbe haline sokup saatlerce ayakta kendisini dinleyebilir yapıyor, onlara marşlar söyletip, kollarını kaldırtıp kitlesel yeminler yaptırıyordu. Ve bütün bunları o anın coşkusuyla değil, kitle psikolojisi hesabıyla oldukça planlı yapıyordu. İnsanların eğitilmesi fikrine sıcak bakmıyordu. İnsanları, belli politik amaçlar için sürekli psikolojik olarak hazır tutulması gereken araçlar olarak görüyordu. ‘Nasyonal sosyalizm benim dinimdir. Partim benim mabedimdir’ diyebilecek kadar konsantre bir beyin yıkayıcı idi.
O yıllarda yazılı basın ve radyo propogandasının önemini kavrayan Dr.Goebbels; 1933 tarihli ‘Sekizinci Büyük Güç Olarak Radyo’ başlıklı konuşmasında; ‘‘Radyo olmasaydı biz iktidara gelemez ve iktidarı etkin şekilde kullanamazdık’’ diyecekti. Hitler’in Silahlanma Bakanı Albert Speer da, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yargılandığı Nuremberg Mahkemesi’nde, ‘‘Radyo sayesinde 80 milyon kişinin özgürce düşünebilme imkânı elinden alındı.’’ diye konuşacaktı.
Goebbels’in Propaganda prensipleri dik durmakta zorlanarak yaşamaya çalıştığımız şu dönemde çevremizdeki birçok insanı ve bu insanları anlatan olayları, olaylar karşısında verdikleri tepkilerin analizini de yapmamız açısından çok ilginç detay ve benzerlikler barındırıyor. Esasen Dr. Goebbels’in bakış açısı ve hareketlerini kamu kurumlarında yahut özel sektörde, mikro ölçekli bir yöneticiden; zirvede bir üst yöneticiye kadar zaman zaman birçok benzeri düşünsel zemini algılamak mümkün b sözlerden bazılarına bir göz atalım;
- Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.
- Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.
- Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır.
- Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.
- Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.
- Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.
- Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın.
- Asla kabahat ve suç üstlenmeyin.
- Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.
- Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.
- Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.
- Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.
- Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır. İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolaydır.”

- "Başarı önemli bir şeydir. Propaganda ortalama zekâlıların konusu değildir, daha çok uygulayıcılarının konusudur. Sevimli veya teorik olarak doğru olması beklenmez. Harika, estetik olarak şık ya da kadınları ağlatan konuşmalar yapmayı önemsemem. Politik konuşmanın amacı, insanları düşündüğümüzün doğru olduğuna ikna etmektir. 
- En parlak propaganda tekniği, tek bir temel prensip akılda sabit olarak tutulmadıkça başarıya ulaşmayacaktır: Kendini birkaç nokta ile sınırlamalı ve bunları defalarca tekrar etmelidir.
- Hıristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır.
- Kapitalizm tamamen bir Yahudi sistemi. Bizler sosyalistiz, ama Marksizm’e karşıyız. Sosyalizmi, Marksizm’den ibaret sananlar bizi sosyalist olmamakla suçluyor. Oysaki kapitalizm ve Marksizm aynıdır, Yahudi'ye hizmet eder. Nasyonal sosyalizm ise insanımıza hizmet eder...
- Propagandanın görevi akıllı olmak değil, başarıya götürmektir.
- Halk büyük yalanlara, (küçük yalanlara göre) daha çabuk inanır.
13 Mart 1933’te Propaganda Bakanı olan Goebbels’in ilk icraatı, Yahudiler ve Nazi karşıtı yazarlar tarafından yazılmış tüm kitapları Berlin’in Bebel Meydanı’nda yaktırmak oldu. Sonrasında giderek Almanya’daki bütün haber kaynakları üzerinde tam kontrol sağladı. Ailesi Magda ve Joseph 1931 yılında Adolf Hitler’in tanıklığında evlendi. Karı-koca Hitler hayranlığı dolayı bütün çocuklarının adlarını “H” ile başlayan isimler taktı. II. Dünya Savaşı yılları ve ölümü Savaşın ilk ve en istekli savunucularından olan Goebbels Alman halkını büyük ölçekli bir askeri çatışmaya hazırlamak için elinden gelen her şeyi yaptı. Dr.Goebbels son ana kadar Hitler ile Berlin’de kaldı. Hitler’in intihar etmesinin ardından 1 günlüğüne Üçüncü Reich’ın Şansölyeliğini yaptı. Son saatlerinde karısı Magda Goebbels önce altı çocuğunu zehirleyerek öldürdü. Kısa süre sonra Goebbels önce karısını sonra da kendisini vurdu. Karısının ve kendisinin cesetleri vasiyeti üzerine yakıldı. 
Bugün hala hemen her görüşteki insan onun propaganda konusunda ki yeteneğini kabul eder, üniversitelerin iletişim bölümleri öğrencilerine Goebbels’in ses kayıtları dinlettirilir.
“ Büyük Yalan Teorisi” isimli ders, batıda bazı okullarda okutulmaya devam ediliyor. Birçok siyasi parti, oluşum ve politikacı onun yöntemlerini uygulayıp iktidarın sahibi oluyor. Goebbels’in aldatarak manipüle etme yöntemleriyle insanlar hala kandırılıyor, sömürülüyor, güç sahipleri yerelde ve ulusalda halen basını kendi çıkarları için satın alarak insan topluluklarını kullandıkları bir kavle gibi kullanmaya devam ediyor ve bunda hiçbir ahlaki sakınca görmüyorlar.
“Alman halkının iradesini, bir piyano çalar gibi yönlendirip, onları gitmelerini istediğimiz her yere götürebilirim” diyordu ya Goebbels.

Gerek küçük ve orta ölçekli ve gerekse büyük şehirlerde, o şehrin ekseriyetle yerlilerinden oluşan bir Şehir Dükalıkları vardır, bu dükalıklar zamanla gelişir büyür ve o şehrin her türlü sosyal ve ekonomik gücünü ve etkinliğini elinde tutarlar, şehir dükalıklarının mensupları, her partide, her cemaatte, her dernekte, kulüpte, her resmi kurum ve kuruşuta, ekonomik ve sosyal etkinliklerde, her türlü kurumsallaşmış yahut kurumsallaşmamış yapının içinde ve bürokraside yönetici olarak başrolde bulunurlar, bu dükalıkların mensupları, çocuklarını birbirileri ile evlendirerek, dükalığın etkinlikliğini artırı ve bir nev'i bir başka paralel yapı kurarlar, bu yapının mensupları her oluşum içinde bulundukları için, beraber yürüdükleri kişileri kolay kolay gözden çıkaramazlar çünkü Paralel Şehir Dükalıkları'nın mensupları birbirlerini çok iyi tanır ve açıklarını yakından bilir ve takip ederler, yasa dışı yahut etik olmayan geçmiş ve şimdiki bilgilerine ciddi derecede vakıf oldukları için, Dükalık mensuplarından birine  zarar gelirse;o biri tüm Paralel Şehir Dükalığını çok kısa bir sürede açık eder,tüm sırlarını ifşa eder ve Dükalığı yerle yeksan eder,bu Dükalıkların her parti, her sosyo ekonomik yapı,bürokrası, cemaat ve derneklerde olduğundan hareket edersek Karaman içinde de taşra ve merkez yönetimlerinde bu Dükalık mensupları vardır. Karaman Belediyesi ve Başkanına karşı bir kısım  Dükalık mensuplarından saldırılar planlandığını duydum. Bu planlamaların psikolojik zemini ve hedefleribu yazımızda verdiğimiz söz örnekleri içinde gizlidir, temennimiz odur ki,  şehir dükaları ve kuyrukları,haklarında çok şey bilip edebimizden ve devlet büyüklerimize verdiğimiz sözlerden dolayı sustuğumuzun farkında olmalılar. Makalemiz içinde verdiğimiz detay ve sonuçları değerlendirsinler, geçtiğimiz yıllardaki güç ve etkilerinin gittikçe azaldığını gördüklerine eminim, belki de bu yüzden hırçın ve hesapsız tavırlar içindeler...

Makalemizin başında da belirttiğimiz gibi; Dükalıklar Kamoyu oluşturmaya çalışan ama asla ve asla Kamuoyu olmayan, şişirilmiş, pohpohlanmış, semirtilmiş ya da semirmesine gözyumulmuş vurguncu sülük örgütlenmelerdir, Dükalıklar şehirlerin kanını emen talihsizliklerdir. kendisini basın mensubu olarak çevresine kasan birkaç zihni fukara tipler pek tabiki sahipleri ve onları satın alan Goebbels karakterli  şehir dükaları boş durmayacak, sürekli fırsat kollayacaktır ama bir atasözü it ürür, kervan yürü der,daha dikkatli, emin adımlar ile namuslu gazetecilerle istişareyi sıklaştırarak yürümek, it’lerin ve sahiplerinin ümitlerini kırmak için hem yeter, hem de gerek şarttır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mahmut ARI 2 ay önce

Kaleminize sağlık Cüneyt hocam gerçekten tesbitler oturmuş cuk diye.

Avatar
Ayhan TAŞ 2 hafta önce

Yazılarınızı beğeniyorum hocam