UYUYANLARA AĞIT

Galip ERDEM

Galip ERDEM

E-Posta :






Biliyorum:

Düşünmeyi sevmiyorsunuz. Düşünürseniz rahatınızın kaçmasından korkuyorsunuz. “Yuvanızın temeline dinamit koymak istiyorlar.” diyoruz, aldırmıyorsunuz. Sözümüze kulak verirseniz, tedbir almak gerekeceğini anlıyor, zahmete girmek istemiyorsunuz. Bir tek endişeniz var: Gününüzü gün etmek, dilediğiniz gibi yaşamak.



Mücadeleden ürküyorsunuz. Öylesine ürküyorsunuz ki, sizin için yapılan mücadelelerle ilginiz olmadığını göstermek ihtiyacını duyuyorsunuz.

Memleketimizin bin bir davası var. Nizâmımızı yıkmak isteyen düşman kuvvetler sayılamayacak kadar çok. Diken üzerindesiniz. Fakat dikenli bir yolda ayağınızı yaralamadan yürümenin mümkün olmayacağını unutuyorsunuz.

Tehlikeyi görünce, korkulu bir rüya görmüşcesine, sırtınızı dönüyor, yeni ve eskisinden daha derin bir uykuya dalıyorsunuz.

Canınıza kastedenler, her geçen gün yatağınıza daha fazla yaklaşıyor, korunma imkanlarınızı gittikçe azaltıyorlar.

Hiçbir feryat sizi uyandırmıyor, tehlikeyi anlamanızı temin etmiyor. Yaklaşan düşmanın ara sıra yumruğunu yiyor, hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor, şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra da sayın başınızı yastığa gömüyorsunuz.

Kurtuluş ümitlerine vedâ etmeden uyunmanızı istiyoruz.

İyi niyetimize akıl erdiremiyor, gayretlerimize yabancı kalıyorsunuz. Hatta biz olmasak daha rahat uyuyacağınızı sandığınız, bu yüzden bize düşman kesildiğiniz bile oluyor. Yine de baş ucunuzda davul calmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Gözünüzün açılması için ne mümkünse yapacağız.

Gafletten sıyrılmaya, biraz da sizin çalışmanızı bekliyorsak, acaba haksızlık mı ediyoruz ?

Derin bir uyku içindesiniz. Rahatsınız, huzurlusunuz, memnunsunuz ! Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağınızı düşünememenin keyfini sürüyorsunuz. Saadetinizin hep böyle devam etmesini, hiç uyandırılmamanızı isterdim. Fakat maalesef bir gün gelecek, siz de uyandırılacaksınız. Yazık ki o zaman, “Artık çok geç olacak !” Bir daha uyumak şöyle dursun yatak bile bulamayacaksınız. Ve o vakit, sizin hesabınıza üzülmek yine bize düşecek.

ŞİMDİ NERDELER?

 Şimdi nerede olduklarını, ne yaptıklarını bilmediğim delikanlılar!
“Fetih Marşı” şiirini çok severlerdi. O delikanlılar, büyük yürekli
ama alçak gönüllü idiler. Doğru, “Fatih’in İstanbul’u fethettiği
yaşta” idiler. Yine de hiçbirinin Fatih’lik iddiası yoktu. Sadece
Allah’a iyi kulluk edebilmenin, milletine daha çok hizmet vermenin
yarışına girmişlerdi. İlimde, fikirde ve sanatta birer “Fatihçik”
adayı olmanın hayalini kurmuşlarsa, kim kınayabilir? Belki de
aralarında gerçek fatihler çıkacaktır, kim bilebilir?
Bir zamanlar o delikanlıların bir çoğunu tanımıştım. Her iki dünyada
da şahitlik ederim ‘oyuna ve oynaşa’ ayıracak zamanları hiç olmadı.
Delikanlılığın yaşlanınca gülümsenerek hatırlanan yaramazlıklarından
bile uzak kaldılar. Milletlerinin saadetlerini, devletlerinin
yücelmesini, bayraklarının dünya durdukça hep öyle nazlı nazlı
dalgalanmasını hayatlarının gâyesi saydılar. Mukaddesatına
yabancılaşmış, güzelliklerini unutmuş bir neslin çocukları idiler.
Yolun doğrusunu gösterecek büyükleri öyle azdı ki, içlerinden bazıları
büyüklerine doğru yolu seçtirmenin ağır yükünü omuzlamaktan
çekinmediler. O delikanlıları bir hayli zamandır.
göremiyoruz. Acaba halleri nicedir?

O delikanlılardan her biri “burçlara bayrak olacak kumaştan” idiler.

Hep yükseklerde kalmayı ve hiç yere düşmemeyi çoktan hak etmişlerdi.
kıymetlerini bilemedik. Niçin görünmüyorlar? Gücendiler mi?Aramıza bir
daha dönmeyecekler mi? Eğer böyle ise kaybımız çok büyüktür.

Gün gelecek o delikanlıları yine arayacağız ama artık kolay
bulamayacağız.
Bizden şan istemediler, canlarını verdiler. Bizim hürriyetimiz için
hürriyetlerini feda ettiler. Bizden sadece biraz sevgi, biraz anlayış
beklediler. Onu bile esirgedik.
Hep aynı soru beynimi kemiriyor; “Fatih’in İstanbul’u fethettiği
yaştaki” o delikanlılar. Şimdi neredeler, ne yapıyorlar? Yoksa
atalarından işaret aldıkları gün yürüdüler de arkalarından kimse
gitmediği için çok mu uzaklara düştüler? O delikanlıların bazılarının
yerini biliyorum. Ulubatlı Hasan Ağabeylerinin yanındalar.
 
 

İzlenme: 1059 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR