Söz Söylemek Büyük Sorumluluk İster-(Darb-ı Mesel)

Cüneyt DİLER

Cüneyt DİLER

E-Posta : cuneythoca2071@hotmail.com

"Son günlerde sorumlu sözleri gerçekten özler olduk,Sultan Süleyman'a kalmayacak bir dünyada geleceğimize hangi sözleri miras bırakmıyoruz sorusu üzerinde yoğunlaştırıyor beni...

      Gerçekten biz hızla hangi istikamete doğru gidiyoruz!!!?"


-Tarihden bir darb-ı mesel geldi birden aklıma sizinle paylaşmaya karar verdim,amacım kimseyi işaret etmek değil süreci ve istikametin nereye doğru yönlendiğini göstermek.

- Anlayanlar,anlamayanlara,anlatırlar umarım,anlamak istemeyenlerle vakit kaybedilmesin,çünkü:

                                      "anlamak istemeyene hiç bir şey anlatamam..."

Yıllarca çocuğu olmayan bir şark sultanın nihayetinde çocuğu olur. Fakat çocuk şehzadelik çağında iken ne kadar eğitim verilirse verilsin bir türlü hükümet bilgileri ile ilgilenmezmiş. En sonunda sultan ülkenin en ünlü mollasını huzuruna çağırır ve mollaya tehditvari bir şekilde oğluna gereken eğitimi vermesi için iki yıl süre verdiğini söyler aksi halde mollanın başını vuracağını söyler.

Aradan geçen iki yılın ardından sultan eğitimli çocuğunu tüm halkı bir meydana toplamış ve çocuğunu onlara takdim etmiş. Amacı çocuğun iki yıl içinde kat ettiği mesafeyi herkese göstermekmiş.  Herkesin hazır bulunduğu böyle bir ortamda şehzade:

Ey halkım bir ok attım kebab oldu!..   
- ?!..

Büyük bir sessizliğin ardından molla  söze girmiş ve

- Değerli vatandaşlar! Şehzade veciz konuşmayı sever ben ne
 demek istediğini açıklayım demiş ve açıklamış; şehzademizle ava çıktığımızda bir ceylan gördük. Şehzade ceylana bir ok attı ve tam da isabet ettirdi. Sonra o ceylanı kebab ettik. Öyle nefis bir eti vardı ki!..
Bu açıklamanın ardında halkta büyük bir heyecan ve sevinç gösterisi şehzadede ise “vay be ben neymişim” duygusu. Sonra şehzade yine bir laf eder.
- Bir ok attım göl oldu!
Ahali bu laftan da bir şey anlamamış ve yine kürsüye molla çıkmış ve açıklama yapmış:

- Ey ahali! Şehzademiz veciz konuşmaya devam ediyor, dilerseniz ben açıklayayım. Bir gün kırlarda gidiyorduk. Bir de ne görelim. Bir kaya gölün yatağını kapatmış göl kurumak üzere. Hemen şehzademiz bir ok attı ve kayayı tam da ortasından vurup parçaladı ve göl yine suyla doldu.

Bu açıklamanın ardından halk sevinç içinde, sultan gurur içinde. Herkesin yüzünde tebessüm. Bir müddet sonra alkışlar bittikten sonra şehzade yine söze başlamış.
- Bir ok attım aşure oldu?
- ?!..

Halk hiç vakit geçirmeden yine gözlerini hocaya çevirmişler.hoca bakmış bu söz hiç de içinden çıkılır bir söz değil, bu sözün te’vil edilecek bir hâli yok. Yerinden doğrulmuş va sultanın huzuruna varıp etek öpmüş ve boynunu bükerek:
- Hünkârım, demiş, işte kılıç, işte kelle. Boynumu vurdurunuz, lakin ben de öğrenmek istiyorum, şu şehzade parçası sersem'e sorun bakalım nasıl aşure olmuş?!..

Devlet'in zirvelerine çıkanlar,velev ki, bir meczub,bir gafil,bir hain olabilirler,ve dahi bu iktidar sahipleri şahsi manfaatlerini düşmanların siyasi emelleri ile bir şekilde birleştirmiş de olabilirler.

Dil ile olsada atılan ok'a dikkat edilmeli,bazı oklar "bumerang" etkisi yapar,döner dolaşır bazen geçmişinizden bir kare ile,bazen yakınlarınızdan birkaç görüntü ile sizin yüzünüze bir tokat gibi iner ve bu sizinde,iktidarınızın'da sonu olur...

Lüzumsuz söylemler her zaman zarar ettirmiştir.

Benden söylemesi...




İzlenme: 974 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR