SAÇLARINA KUMLAR DOLDU, BAYRAMDA TARAK GETİRİN MEZARLARINA

Cüneyt DİLER

Cüneyt DİLER

E-Posta : cuneythoca2071@hotmail.com

Yeniden yenilediğim makalemle acının resmini çizmeye çalışıyorum...

Ve insanlık çocukları korumakta aciz kalıyor...

Yangın yerine dönüşmüş şu yeryüzünde savaşların en ağır bedelini çocuklar ödüyor. Çocuklar savaşın en zayıf halkalarıdır, dolayısıyla her savaş çocuklara karşı yapılan bir savaştır. Çocukların düşleri aslında hep aynıdır; dondurma yemek, bisiklete binmek, balon uçurtmak, oyuncak oynamak. Ama kimileri tek bir şeyi düşünürler; Hayatta kalmayı! 

Kimi doğdu Bağdat ortasında kimi Babylon’ da, Nil’de, Mezoptamyada,Kobanide,Mısırda, Açede,Arakanda,Doğu Türkistanda, Hocalıda,Çeçenyada,Bahçesaray’da, Kerkükde, Telaferde, Srebrenitsa’da,Halep’de,Mindanauda…


El Cezire’nin Çocukları’ndan Pasifiğin Kara Bahtlı Çocuklarına…

Filistinli, Iraklı, Kürt, Arap, Afrikalı, siyah, beyaz... Hangi dinden, ırktan, milleten oldukları hiç önemli değil; onların tek bir dini ve ırkı var: ÇOCUK! Hepsi aynı gökyüzünü paylaşıyorlar, bir avuç toprağı paylaşamayanların dünyasında...

Evleri, okulları, parkları ve en önemlisi hayatları yıkık çocuklar onlar... Ülkelerinde belki nükleer, biyolojik veya kimyasal silah yok, ama petrol var; başlarına bela. Kalpleri paramparça ve gece baskını uykuları bölük pörçük çocuklar onlar; bir yürekten taşlaşmış tüm yüreklere, çığlık çığlığa çırpınan çocuklar, işgal altında...

Savaştan bahsederek şu mübarek kadir gecesi vakti tadınızı bilerek kaçırmak istiyorum.

Hala tadınız varsa, kaçacağını düşündüğünüz bir ağız tadına sahipseniz, önce insanlığınızı ve yanı sıra mü’minliğinizi yeniden bir gözden geçirmelisiniz,bayram felan kutlamayı planlıyorsanız,gaflet,delalet,beklide ihanet içindesiniz…


Son yirmi yıldır sistemli şekilde devam eden savaşlarda ölen çocukların son bakışları gözlerinizin önüne gelmiyor, içinizi kanatmıyor, dengenizi alt üst etmiyor, kimyanızı bozmuyorsa, evlatlarınızdan Ziya’nın şiirini yazdım bir okuyun kendi çocuğunuzu Ziya’nın yerine koyun

Ziya, ışık demekti ama Ziya kapkaranlık oldu, Ziya’nın rüyalarında bile ışık yok artık…

Boş Mermi Kovanları Oyuncağı Oluyordu 
Yüreğindeki Sevgi Tomurcukları Açmadan Soluyordu 
Siren Seslerinin Tutsaklığında Açtı Gözlerini Dünyaya 
Oysa Onunda Hakkıydı Doğmak Bir Merhabayla 
Bir Savaş Çocuğuydu Ziya 
Ama Doğduğu Gün Yakındı Musallaya

Bombalarla Yağmalanmış Yüreği Biçare 
Çocukça Düşleri Bir İntikama Gebe 
Bugün İse Ziya Hala Ağlıyor 
Belki De Gözleri İlk Savaşta Kaybettiği Babasını Arıyor 
Baba Hasreti Çeken Gönlüne Yaren Olmuyor Anası 
Düşündükçe Düşüyor Gönlüne Bir Hasretlik Bombası 

Bu İsyanlar İçinde Savrulurken Yüreği 
Yıllar Sonra Sirenler Çaldı, çınladı Kulakları 
Şimdi İse O Küçük Çocuk Dediğimiz Ziya 
Bekliyor Canavarı Küçük Ellerindeki Silahıyla 

Gökten Yağan Bombalardan Kaçıyor 
Önce Yaradana Sonra Sığınağa Sığınıyor 
Belki Titriyor, belki Üşüyor,belki De Korkuyor 
Ama Bu Hisleri Alacağı İntikam İçin Belli Etmiyor 

Ziya Şimdi Düşmanın Şehre Gelmesini Bekleyecek 
Önce Vatanını Sonra Anasını Koruyacak 
Belki Anlam Veremiyor Çocuk Aklı Bu Olaylara 
Fakat Lanet Ediyor Bu Savaşa Sebep Olanlara 

Daha Ilk Günden Çocuklar Öldü Analarının Koynunda 
Ama Canilik Galip Çıkacak En Sonunda 
Hala Yağmur Gibi Yağıyor Bombalar 
Ve Hala Kor Gibi Yanıyor Analar 

Ziya Ise Sığınakta Yaradana Yalvarıyor 
Gitmek İstiyor Sorunsuz Ve Savaşsız Bir Dünyaya 
Duyurabilmek İstiyor Sesini''savaşa Hayır''sloganıyla Tüm İnsanlığa 
Ve Diyor Ki''ne Olur Çocuklar Ve Analar Ağlamasın, 
Bütün Dünya Savaşa Hayır Diye Haykırsın


Gözyaşlarında da fayda kalmamış; düşen her damla yağmur olsaydı bile sel olurdu kötülük boğulur, ateş soğurdu. Kan ağlamakta olanı göz görmez olmuş, sönmüştü. Artık yüzleşelim kendimizle. Acı dolu kaç nesil resim çekti? Malzeme olarak insanoğlu soğudu toprak oldu, kalmadı aşk. Buluşma noktamız oldu toplu mezarlar, yananlar, anne karnında katledilenler.

Şeytanın yüzüne yansıtılmış bir kahpe iblis. Kramp girdi kalplere, barışımız gitti tatile. Meydansa kaldı katile katillere. Çocuk hep ağladı, çocuklar hep ezildi. Oyuncakları silah, minik taş atan elleri soğuk, nefesleri boğuk baktı gözleri. Neler gördü yokken, aç yattı dünyan bizim tokken. Mutluluğu azaldı çokken, kaçamadı battı hep diken. Savaş gülmenin hırsızı, huzur bozan, alay bozan misali yankılar…

Hasreti körükleyen, derdine dert ekleyen, tarihe kazınan utanç tablolarıydı. ’İftihar tablosu’ değildi bu. Henüz sarılmamış savaş yaraları… Gerçi yaralardan herkes aldı hisse. Hayalleri yok oldu, kâbusa dönüştü. Bunlara sebep olan bir bilse nafile, çocukların salınacağı alev alev yandı kül oldu. Umutlarla birlikte girdi toprağın altına.


Köprü Altı Kapkara 
Ana Gel Beni Ara 
Saçlarıma Kumlar Doldu 
Tarak Getir Sen Tara



                                                     
Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sizi mi?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?



Ey mazlûmların ve çocukların Rabbi! 


Ey Âlemlerin Rabbi olan yüceler yücesi Mevlâmız!

Kendisinden başka ilâh olmayan Rabbimiz!

Dünyada güldüremediğimiz her mazlûm ve masûm minik gamzeleri sen bizlere, her gülüşlerinde cennet-i alâ’nın kapılarını aralamamız adına bir fırsat olarak göndermiştin, bizlere emanet etmiştin bu melekleri, sahip çıkamadık, layık olamadık

Allahım.

 Hz. Hamza ile Hz. Cafer ile Hz. Hüseyin ile beraber eyle Allah’ım!

Şeyh Ahmed Yasin’in ruhuyla, Abdülaziz Rantisi’nin ruhuyla beraber eyle Allah’ım!

“İşte evlatların geldi, işte yiğitlerin geldi” diye, Şeyh Ahmed Yasin’in ruhuyla kucaklaştır Allah’ım!

Bizim onlar hakkındaki şahitliğimizi de makbul bir şehadet olarak kabul buyur Allah’ım!

Ey nur yüzlü çocukların Rabbi!

Gözlerimizi bir türlü buluşturamadığımız her bir meleğimiz için;

Kırmızıya boyanmış beyaz kundaklarının içinde, uykularında ölüme yakalanmış, yüzlerindeki tebessümleriyle sana gönderdiğimiz yavruları, insanlığın uyanan vicdanı eyle Allah’ım!

Yeryüzündeki diğer bütün ezilenlerin, mustazafların ufkunda doğan bir umut güneşine çevir Allah’ım!

Ey tüm çocukların Rabbi!

Ey cehennem gibi ölüm kusan tanklara ve uçaklara, sapan taşlarıyla karşı koyan yiğit çocukların Rabbi!

Ey, çelik paletlerin altından dipdiri yavrular çıkaran Rabbimiz!

Ey arka sokaklardakilerin Rabbi

Ey ötekilerin Rabbi

Ey zayıf düşürülenlerin Rabbi

Ey kimsesizlerin kimsesi

Ey gariplerin, ezilenlerin Rabbi!

Ve ey bizim Rabbimiz!

Ente Mevlâna fensurnâ  âlel kavmîl kâfiriyn

Yâ  Mûntakim  Allâh…

İzlenme: 1081 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • NEDIM COŞKUN

    Misafir: CÜNEYT BEY YAZINIZ BENI CAN EVIMDEN VURDU KENDIME GELEMİYORUM HALA CAN YAKAN YAZILAR YAZMAYIN İNSAF CÜNEYT BEY 14 Temmuz 2015 14:28

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR