İşte Tunceli (Tunç-Eli) Gerçeği (II)-İkinci İneleme

Cüneyt DİLER

Cüneyt DİLER

E-Posta : cuneythoca2071@hotmail.com

Gerek Moskova, gerekse Türkiye komünistleri, Şeyh Sait ayaklanmasına ( 1925 ) destek vermediler. Komintern ( Komünist Enternasyonal ) belgelerinde; bu tutumun nedenleri şöyle açıklanıyor:

"Mustafa Kemal, genel olarak ulusal kurtuluş hareketini temsil etmekte ve Türkiye'nin demokratlaşması ve feodal kalıntılar ile Müslüman din adamlarının etkisinden kurtarılması için çalışmaktadır. Kemal'e karşı, ilk olarak emperyalizm, ikinci olarak feodal ağalar, üçüncü olarak din adamları ve dördüncü olarak liman şehirlerinin yabancı sermayeye bağlı ticaret burjuvazisi mücadele etmektedir."
Dersim, bugünkü Tunceli'nin eski adı. Ve Dersim tarihi, ayaklanmalarla dolu.
Padişahlara karşı ayaklanmışlar. Meşrutiyette ayaklanmışlar. Jön Türk hareketinde ayaklanmışlar. Sonuncu olarak da cumhuriyet yönetimine karşı ayaklanmışlar.
Kimler bunlar?
Osmanlının bile Tımar sistemine dahil edemediği şeyhler, ağalar, aşiret resileri... Yani yargı da kendileri olan, vergiyi de kendileri toplayan gençleri askere yollamayıp kendi muhafızları yapan, haydut çeteleri oluşturan feodal güçler.. Derebeyleri.
Niçin ayaklanıyorlar?
Bu geri düzen değiştirilmek istendiği için.
Komintern belgelerinde ( 1937 ), son Dersim ayaklanmasına neden olan ortam şöyle anlatılıyor.[1]
"Feodal unsurlar, Kemalist parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır... Dersim, Türkiye'nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyleki başka bir vilyetten hiçbir tüccar, Dersim'de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim'de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır."
Ve ekleniyor:
"İsyanın arefesinde tapu kadastro idaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur."
Son Dersim ayaklanmasının çok kanlı bir biçimde bastırıldığı doğrudur. Hareketi yöneten komutanın, bu nedenle görevden alındığı da bilinmektedir. Ama Dersim ayaklanması nedeni ile Atatürk'ü ve Kemalizmi suçlamaya çalışanların öncelikle şu soruyu yanıtlamaları gerekir:
"Suçlamalar doğru ise Tunceli - yani Dersim - niçin yıllar boyu Atatürk'ün partisine oy vermiştir? Türkiye'de Kemalist partiye - ya da başka bir partiye - verilen oyların yüzde 70'leri aştığı başka bir il var mıdır?"
Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Bir Türkün Ölümü, s.22-24., Ümit Yayıncılık, 1997.
(Cumhuriyet, Mart 1996)
[1] "Komitern Belgelerinde Türkiye - Kürt Sorunu", Kaynak Yay., İstanbul, 1994
Türkiye'nin emperyalist sistem tarafından üretilen suçlarına eklenen suçlardan biri de “Dersim Soykırımı” suçu olmuştur.2008 yılında, AB Parlamentosu çatısı altında “Dersim Soykırımı” konulu konferans yapılmış ve Türkiye suçlanmıştır. Dersim isyanı konusu yurt içinde de tartılmış ve tartışılmaya devam etmektedir,çünkü, bu suçlama ve tarihimizi karalama programı bir ABD-AB programıdır, öyle ki,Seyit Rıza'nın anıtı da dikilmiş bulunmaktadır. Bu yazımda bu konuda önemli gördüğüm bir kitaptan bahsetmek istiyorum. “Dersim İsyanları ve seyit Rıza gerçeği”, kitabın yazarı Rıza Zelyut, Rıza Zelyut kitabın birinci bölümünde,Dersim Bölgesini yakın geçmişi, aşiret ilişkileri,tarihsel geçmişi ve Türk geçmişi v.b. inceliyor.
Rıza Zelyut, kitabın ikinci bölümünde, ilk Kürtçü örgütleri, bunların emperyalizm ile işbirliğini, Ali Galip olayında bölücü ihaneti inceliyor. Ermeni-Kürt ilişkilerini ve ünlü Türkiye düşmanı örgüt, Hoybun örgütünü inceliyor.
Koçgiri Ayaklanması'nda, Şeyh Sait Ayaklanması'nda ve ağrı İsyanı'nda Seyit Rıza'nın rolünü ayrıntılı inceliyor.
Zelyut, Dersim İsyanı öncesi durumu, devletin sorunu nasıl barışçı yoldan çözmek için çaba harcadığını, devlet yetkililerinin sürekli görüşmeleri  ile sorunu çözmek için nasıl çaba harcandığını inceliyor.Cumhuriyet Hükümeti, bu sorunları çözmek için raporlar hazırlatıyor, bölgenin özelliklerini inceletiyor, alınacak önlemleri belirlemeye çalışıyor.Bu raporlardan bazılarının adını yazımın sonuna ekledim. Seyit Rıza'nın İngiltere'den yardım istediğini anlatıyor. Seyit Rıza'nın yakalanması ve yargılanmasını anlatıyor.
Zelyut, isyan sürecinde Dünya koşullarını ve 1938 harekatının nedenlerini ve sonuçlarını ortaya  koyuyor. Zelyut, Kemalist aydınların gözü ile Dersim İsyanı'nı anlatıyor.Bir de dış desteği anlatıyor Zelyut.”Komünistler Dersimi Nasıl değerlendirdi?” başlığı altında Komüntern belgelerinde isyanın gerici bir isyan olduğunu Cumhuriyetin haklılığının Komüntern belgelerinde de açık olarak ortaya konulduğunu anlatıyor. Komüntern belgelerinden yaptığı uzun alıntının bir bölümü şöyle “Bugün, Kemalist Hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi ,iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz bir direnişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Kemalist Hükümet, Büyük
Millet Meclisi'nde şu önlem kararlarını aldırmayı başarmıştır:
1.Aşiretler, bundan böyle tüzel kişiliğe sahip olmayacaktır. Bu karara aykırı tüm kararların,belgelerin ve hükümlerin hiçbir geçerliliği yoktur.
2.Aşiret reisinin, beyin ya da şeyhin tüm yetkilerine son verilmiştir.
3.Aşirete ait olan ve aşiret reisleriyle, beylerin ve ağaların, aşiret adına , kendi mülkiyetlerinde bulundurdukları bütün taşınmaz mallar-mülkleri hangi resmi belgeye , karar ya da geleneğe dayanırsa dayansın- devletin mülkiyetine devredilecektir.” Bu alıntı ile dışarıdan gelen bir desteği de ortaya koyuyor zelyut.
Rıza zelyut, Dersim İsyanı sonrası alınan önlemler ile Tunceli'nin nasıl ortaçağ karanlığından kurtulup, cumhuriyet aydınlığı ile tanıştığını ve daha doğru bir ifade ile “medeniyete açıldığını” ortaya koyuyor. Kitabı çok kısa olarak özetledim diyemem, sadece tanıtmaya çalıştım diyebilirim.Ben kitaptan çok yararlandım, okuyucularımıza öneririm.
Konu ile ilgili incelediğim bazı kaynakların adını da vermeden geçemeyeceğim. Bunlardan bazıları şunlardır.
Şark Raporu, Celal Bayar.
 Kürt Raporu, İsmet İnönü.
Kurtuluş Savaşı'nda Kürt Politikası, Doğu Perinçek.
 Toprak ağalı ve Kürt sorunu, Doğu Perinçek.
 Kürt Dosyası, Uğur Mumcu.
 Dağ Çiçeklerim, Sıdıka Avar. Tunceli Medeniyete Açılıyor, Naşit Hakkı Uluğ
Dünyanın hızla yeni bir savaşa sürüklendiği, Hatay'da çatışmaların başladığı 1937'de; Tunceli (Dersim) bölgesinde başlatılan ama kökü 1920'deki Koçkırı ayaklanmasına kadar uzanan isyanın sebebi neydi?
O projenin arkasında hangi Kürtçü/Kürdistancı örgütler vardı?
Seyit Rıza kimdi; isyanların Alevilikle ilgisi bulunuyor muydu?
Tunceli'nin kültürel kimliği neydi?
Dersim ayaklanmalarını; bu ayaklanmayı çıkartanların ve yürütenlerin belgelerini temel alarak ve Tunceli bölgesini de inceleyerek yazdık.
"Dersimliler, beni dinleyin; başınızda bir felaketin dolaştığını görüyorum."
-1916- Hacı Bektaş postnişini, Çelebi Cemalettin Efendi-
"Tunceli'de Alevilik eğitimi de veren okullar açalım."
-1926- Mustafa Kemal Atatürk-
"İngiltere Hükümeti'ne,
Türk hükümeti; Dersim bölgesine girmeye kalkışmıştır. Kürtler, bu olay karşısında silaha sarıldılar. Ben ve yurttaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık."
-1937- Dersim Generali Seyit Rıza-
"Ben Türk ordusuna tek kurşun atmadım" ,
-Seyit Rıza (Yakalandıktan sonra)-
"İntikam.. Kürdistan denilen yıkık anayurdun kurtarılması için. İntikam... Kürt diyarında uluyan sırtlan ve çakallar ırkının (Türk'ün) pis vücutlarından Kürt vatanını temizlemek için."
-Dersimli Baytar Nuri- (Seyit Rıza'nın akıl hocası)
"Ankara hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerinin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Bugün Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden, kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz bir direnişi ile karşı karşıya bulunuyoruz."
-29 Temmuz 1937 tarihli Komüntern'in yayın organı Rundschau-
Dersim deki aşiretlerin TÜRK olduğuna katılıyorum bunu ben değil bilim ve tarihçiler söylüyor.Hatta Diyap Ağa kendi ağzından "Biz Türküz, Kürt değil" dediği kayıtlarda yazar. Sivas valisi Ali Galip tarafından Osmanlı aracılığıyla para verilerek Mustafa Kemali öldürtmesi istenen Haydar Ağa(Diyap Ağanın abisi) kendisine verilen parayı Mustafa Kemal ve adamlarına vererek ve üstüne üstlük yanındaki admlarını Mustafa kemalin emrine verdikten sonra nasıl oluyorda isyan sonrası ilk idam edilen kişi oluyor.Bunları iyi araştırmak lazım.
katliam ne demek???
kim kimi katletmiş??
yüregim acıya kadar doydu ki, türkülerde kar etmiyor artık...,
ama seyyid ?? namıyla ortaya çıkan rıza gibi, kimlere hizmet ettigi bilinmeyen bu adamlar sayesinde Türkiye tekrar an gölüne dönerse şaşırıp kalmam..
isyan edipte yakalanıp idam edilen bu soysuzun varisi olarak, ortaya çıkan imralı iti de,şu sözleri söylemişti;
"benim anamda Türk, ben Türk milletine hizmet etmek istiyorum"....
çok zaman geçmedi üstünden, şimdi ise malum siyasi parti eşbaşkanları, Türkiye cumhuriyeti millet ve başbakanına;
"imralı iti sayın öcalan olmadan, fikri alınmadan, açılım yapılamaz "diyorlar.
seyyid rıza adlı adamı , imralı itiyle karşılaştırın, yazarın kitabını b göle eleştirin ki, milletimiz daha fazla gözyaşı- kan akıtmak zorunda kalmasın..
rıza zelyut'un bir köşe yazısından alıntıdır;
bugün, tunceli halkını kışkırtmak isteyenler; 1937/38 dersim olaylarını ve bu ayaklanmada başroldeki aşiret reisi seyit rıza'yı kullanıyorlar. dünkü yazımda ortaya koyduğum gibi; seyit rıza'yı ve 7-8 kadar alevi aşiret reisini kandırarak kürdistan için ayaklandıranlar; kürdistan teali cemiyeti'nin üyeleridir. bunlardan birisi baytar nuri, diğeri; koçkırı isyanının elebaşılarından alişan'ın torunu alişer'dir.
tunceli bölgesindeki aşiretler; silahlı birlikler oluşturmuşlar; osmanlı devleti zamanında da çevredeki karakollara ve garnizonlara saldırmışlardır. böylece yağma ve çapul eylemlerini yaymışlardır. seyit rıza da bu çete reislerindendir. bu eylemleri yüzünden daha osmanlı devleti zamanında idama mahkum edilmiştir. işte size o belge: '(28/z /1330 (hicr”) (08.12.1912) pazartesi: dersim'in yukarı abbasi (abbas uşağı) aşireti reisi olub gıyaben idam cezasına mahkum olan seyid rıza'nın hukuk-ı şahsiye davası baki olmak üzere afvı. (başbakanlık osmanlı arşivleri dosya no : 156, gömlek no : 1330/z-04, fon kodu : i,.mms)'
okuma yazma bile bilmeyen seyit rıza; bölgedeki aleviler tarafından ocak başı da kabul ediliyordu. ocak kavramının türklere has olduğu bir gerçek olmasına karşın, seyit rıza kendisini kürt sanıyordu. bu yüzdendir ki seyit rıza, 1921 başlarında başlatılan batı dersim aşiretlerinin de yer aldığı koçkırı isyanını destekledi. bu olay ankara hükümeti tarafından affedildi. sonraki dönemi veteriner nuri şöyle anlatıyor: 'dersim fiilen bağımsızdı, idare başkanlığını seyit rıza ele almıştı ve kürdistan adına faaliyetlerine devam ediyordu. (kürdistan tarihinde dersim, s. 132)'
seyit rıza tunceli merkezi silahlı adamlarıyla işgal ediyor; devlet, araya nasihat heyeti koyuyor; 1924 yılında hozat'ı basıyor; tbmm'ye nota veriyordu. bununla da yetinmiyor; terakkiperver cumhuriyet fırkası'na arka çıkarak cumhuriyet düşmanlarını koruyor. terikkiperverci hasan hayri kaçarak onun korumasına giriyor. (aynı eser, s. 169) 'ağdat denilen seyit rıza mıntıkasında kürdistan bayrağı dalgalanıyordu. (sayfa 163)'
kürt ayaklanmalarında Türkiye; ingiltere ile musul sorununu görüşürken, 1925 yılında şeyh sait isyanı patlak verdi. seyit rıza ve diğer kürtçü dersimliler; bu eyleme katılmadılar. çünkü; mezhep tartışması yaşanmış ve şafii kürtçülerin tutumu; dersimlileri kızdırmıştı. lakin; bunlar türk ordusunun dersim'e girmesine karşı çıkmışlardı. buna karşın doğu dersim aşiretlerinden hıran, lolan, izolan, şuran aşiretleri ise şeyh sait kuvvetlerine karşı türk ordusunun yanında savaştılar.
cumhuriyet hükümeti, 1926 sonunda yeni bir af kanunu çıkartarak, devlete karşı isyan etmiş olanları affetti ve anadolu'nun ortalarına sürülmüş aşiret önderlerinin kendi yurtlarına dönmelerine izin verdi. atatürk; dersim'e 1926 yılında arabulucu olarak vali ali cemal'i (murat bardakçı'nı dedesi) gönderdi. bektaşi olan ali cemal; seyit rıza'ya onca sözler vermesine karşın etki yapamadı. 1927 yılında koçan aşireti ile elazığ'daki türk askeri gücü arasında çarpışmalar oldu. 1928 ve 1929'da gelen istihbarat bilgileri; seyit rıza ile kürtçü hoybun cemiyeti'nin, ingilizlerin, sultan abdülhamid'in oğlunun; dersim'e bağımsızlık sağlamak için savaşan alişer'in ilişkili olduğunu gösteriyordu. buna karşın, cumhuriyet hükümeti zor kullanmıyordu. yeni vali ibrahim tali; 1929'da; seyit rıza'yı saldırılardan vazgeçirmek için ona 2 bin lira para ve bir sandık dolusu da hediye bile yolluyor; lakin o, rakip aşiretlerin köylerini basıyor; adamları da karakollara saldırıyordu. bunlar; doğu'ya doğru yapılan tren hatlarının da kürtleri imha için yapıldığını yayıyorlardı (aynı kitap, s. 223). sivaslı murat paşa'yı öldüren çeteler de ona sığınıyorlar; devlet bu adamları teslim etmesini istiyor ama seyit rıza reddediyordu (sayfa 207)
iş bu kadarla da kalmıyor. ağrı çevresinde yeni bir kürt isyanı başlayınca seyit rıza ve keçelan aşireti, isyancıları desteklemek amacıyla 1930'da erzincan ve erzurum taraflarındaki türk garnizonlarına saldırılar düzenliyorlar. (sayfa 256). bütün bu saldırganlıklara karşın; cumhuriyet yönetimi; dersimlileri barış yolundan ikna etmek için 1931 yılında üçüncü kez af çıkartmış ve devlete ve şahıslara karşı bu aşiret reislerinin işlediği suçları affetmişti. lakin; bunca barışçı önlemler bir işe yaramamıştı.
1936 sonlarına doğru fransa ile türkiye hatay sorunu yüzünden savaşın eşiğine gelince; dersim'deki kürtçü aşiretler, seyit rıza'nın önderliğinde yeniden saldırgan hale geldiler. hükümetin buraya genel vali olarak gönderdiği general abdullah alpdoğan; barış yoluyla dersim'i ülkenin bir parçası haline getirmek istedi ama seyit rıza buna silahla cevap verdi. böylece 2 yıl sürecek son çatışmalar başlamış oldu.
dersim denen bölge neresidir???
ne zamandan beri kürt varlıgı dersim ve çevresinde ortaya çıkmıştır???
konar göçer Türkmenler, yavuz selimden beri sıkıştırılırken, neden kürtlere feodal bey olma özellig verilmiştir???
"EKRAD" kelimesi nedir, ne anlama gelir??
LEYLA ZANA : KÜRDİSTAN KADINLARI KONFERANSI.
'Kürdistan kadınları' ‘
Leyla Zana'dan 'Kürt Kadın Konferansı'nda şok sözler
Cem EMİR- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, (DHA)
DİYARBAKIR’da öncülüğünü DEP eski Milletvekili Leyla Zana’nın yaptığı Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH) düzenlediği ’Kürt Kadın Konferansı’ dün başladı. Konferansa Irak, İran, Suriye ve Avrupa ülkelerinden gelen 40’a yakın akademisyen ve siyasetçinin yanı sıra Türkiye’den BDP’li kadın milletvekilleri, Kandil’den gelen PKK’lılar Gülbahar Çiçekçi ve Vilayet Yakut ile 150 kadın katıldı. İki gün sürecek konferansta, Kürt kadınlarının uğradıkları ’asimilasyon, imha ve inkar politikaları’ ile ’şiddet, taciz ve tecavüz’ konuları tartışılacak. Konferasın açılış konuşmasını Kürtçe yapan Zana “Değerli Kürdistanlı kadınları, dünya kadınları hepiniz eviniz Diyarbakır’a hoş geldiniz” dedi ve şöyle devam etti: “Kürt kadınları üzerindeki, baskı, inkar ve kimliksizlik yükü, Türkiye-İran sınırını belirleyen Kasr-ı Şirin ve İtilaf Devletleri ile imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın yükleridir. Özetlemeye çalıştığım yük, çok yönlü, siyasi, sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomiktir. Bugün Kürt kadınının rönesans bayramıdır. Kürdistan ve diasporada yaşayan Kürt kadınları ilk defa toplanıyorlar. Dileğim bu toplantının evrensel bir buluşmanın altyapısına dönüşmesidir. Kürtler bir eksik bıraktılar. Unutulmamalıdır ki kurtlar sofrasında herkes kendi Kürdünü yaratmak istiyor. Bunu ancak iç barış, birlik, dayanışma ve temiz bir siyasetle önleyebiliriz. Kadının kanının sütüne karışarak akmadığı bir dünya diliyorum
Bu haberi sadece aşağıdaki cümle için yayınladım...
''. Kürtler bir eksik bıraktılar. Unutulmamalıdır ki kurtlar sofrasında herkes kendi Kürdünü yaratmak istiyor.!!
Asıl anlatmak istediğimi aylar önce yayınlamıştım;şimdi tekrar buraya yapıştırıyorum...Leyla Zana Avrupanın kurduğu PKK ya bağlıdır...
Avrupa Birliği katılım ortaklığı Madde-3-İLKELER BAŞLIĞI-4.paragraf-öncelikli hedefler...arasında yer almış ;SİYASİ KRİTERLER ANA BAŞLIĞI altında müzakere edilecek madde;
yargı sisteminin avrupa parlementosu anayasasına adapte edilmesi için;özellikle savcı ve hakimlerin AB mevzuatı hakkındaki eğitimlerinin kuvvetlendirilmesi.......
Türkiye'de avrupa birliğinin istediği şartlarda yargı reformu yapılabilmesi için;yargı üzerindeki anayasa himayesinin kaldırılması gerekmektedir..Anayasanın halk adına işletilmesinde ;3 ana unsurdan biri olan yargının bu özelliği kaldırılmalı,yargı; yasama ve yürütmenin alt birimi olmalıdır....bu durumdada yasama ve yürütmenin denetimi tamamen ortadan kalkacaktır....
Amerikada olduğu gibi başkanlık sisteminin yolu açılacaktır...
AK Parti hükümeti ve NATO arasında bir ikili anlaşma ile...kürtlerin azınlık olduklarını kabul etmeleri durumunda (Türk olmayı red etmeleri)...NATO'nun bölgeyi işgal etmesine izin verildi....
NATO ile yapılan bu anlaşma 1999 yılının hükümetinede teklif edilmiş,sonuç alınmamıştır....içinde bulunduğumuz duruma baktığımızda;Türk devletinin seçilmiş hükümeti ve Türkiyeyi parçalayarak avrupa birliğine almak isteyenler,el ele vermişler kendi yarınlarını planlıyorlar...siz TÜRKİYE için çalışan bir kurum gördünüzmü ?...duydunuzmu ?..yoksa BAYKAL haklımı ?...MALTA sürgünlerimi başladı....malta nın adı SİLİVRİ olmasın......
Avrupa birliği uyumyasaları içine sıkıştırılan bir madde ile Türkiye'nin bölünmesi onaylandı.Kürtlere federasyon olma hakkı tanındı.Avrupa birliği bu hakkı alan kürt federasyonunun bölgesini kalkındırması için Diyarbakır belediyesine kredi açtı...
..İsrail devleti ;kendi parasıyla kurduğu Barzani oluşumuna GÜNEY KÜRDİSTAN diyerek,KUZEY KÜRDİSTANIN neresi olduğunu dünyaya tebliğ etti.AKP hükümeti imzaladığı anlaşma gereği;Türk askerinin bölgeden çıkması için gerekli yasaları meclise getirdi.
Bölgeye polis ordusu kurulması için meclise yasa getirildi.Bölgede kurulacak polis gücünün orduya dönüşmesi için ağır silahlar temin edebilmesine imkan veren yasaları çıkardı.Amerika bu ordunun temeli olacak kişileri yemende eğitmeye başladı
.GÜNEY KÜRDİSTAN ve KUZEY KÜRDİSTAN'ın arasına amerikan ordusunu yerleştirerek IRAK petrollerini kontrol etmek maksadıyla;Türkiye'nin nato sözleşmesine bazı ilaveler yapıldı.Böylelikle AMERİKA ORDUSUNUN güney doğuya konuşlanması için TBMM baybas edildi..
teskere hukuku devre dışı bırakıldı.Sanki Ankarada halkın seçtiği bir iktidar yok..vatan işgal edilmiş,işgal kuvvetleri ellerini-kollarını sallayarak topraklarımıza yerleşiyor.Yaşanan bu kabus gibi günler basına yansımasada,bazı vatanseverler yeraltı faaliyetleri sayılacak şekilde konuyu tartışıyorlar.
İşgal altındaki mahkemelerde işgal kuvvetlerine güçlük çıkaranları gözaltına almaya başladı.Vahdettin zamanındada vatanseverler işgal güçlerine engel olmasınlar diye sürgüne gönderilirdi.Türk silahlı kuvvetleri tamamen sindirildiğinde ;
İsrail'in planladığı BOP projesi kapsamında BÜYÜK KÜRDİSTAN ilan edilecek.Büyük Kürdistanın birleşmiş milletlere müracatı akabinde AVRUPA BİRLİĞİNE giriş müracatı yapılacak.
Böylece İSRAİL Avrupa Birliği üyesi olacak.Kıbrıs'ta bulunan tarafsız bölgenin ingiltere tarafından İsraile satıldiğını ,dolayısıyla AB üyesi olduğunu iddia etmesi ,geçerlilik kazanmasa bile Kürdistan üzerinden AB üyeliği alacaktır.
karadeniz bölgemizde yaşayan aslen hristiyan olanlar rumca şarkılar söylemeye başladılar...Papazlar bölgedeki bazı toprakların kendilerine ait olduğunu söylemeye başladılar...hristiyan gürcülerde;kürtlere sunulan hakları istemeye başladılar...
Başbakana güvenen istanbul ermenileri ;ellerinden alınan toprakları,binaları,devletten istemek için davalar açmaya başladı...vahdettinin torunları dahi dava açıp kazandılar...Ancak trilyon değerindeki malların iade edilmesi sırasında ödenecek vergiyi temin edemediler olay askıda kaldı...AKP hükümeti bu vergiyi kaldıran bir yasa tasarısını mecliste bekletiyor...
Hrand Dink'in karısının 1972 yılında açtığı ''cudi dağı bizimdir'' davası ;yeniden açıldı;çünki,devlet cudi dağında petrol çıkarmaya başladı...
Ege bölgesi rumları toprak taleplerini kıbrıs sorunun çözümüne paralel sürdürüyor...
Kazanılacak bütün davalar;diğerlerine emsal teşkil edeceğinden;sevr denilen olay;AKP hükümeti tarafından mahkemeler yolu ile gerçekleştiriliyor...
Bu işler neden bu kadar hızlandı...?
Dışişleri bakanı bu sorunun cevabını MARDİN'de tüm dünyaya açıkladı...Zaten bu cevapla ilgili yazmış olduğu kitabı yıllar önce okuyanlar onu Türkiyenin Dışişlerine atadılar.
Mardin’in ruhu, Türkiye’nin ruhudur, Türkiye’nin ruhu da gelecekte uluslararası düzenin ruhunu, merkezini teşkil edecek”.
kürdistanı müjdeleyen kitabı...
'Türkiye'ye çevreleyen yakın kara, yakın Deniz ve yakın kıta havzaları, coğrafi olarak da insanlık tarihinin ana damarının şekillendiği alanları kapsamaktadır. Soğuk Savaş sonrası dönemin getirdiği dinamik uluslar arası ve bölgesel konjonktürde en yakın havzasından başlayarak dışa açılması kaçınılmaz olan Türkiye'nin stratejik derinliğinin yakın kara, yakın deniz ve yakın kıta bağlantıları ile yeniden tanımlanması ve bu derinliğin jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel boyutlarının dış politika parametreleri olarak kapsamlı bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Modernite Avrupa-Merkezli bir tarihi sürecin eseriydi; küreselleşme ise kaçınılmaz bir şekilde başta Asya olmak üzere bütün insanlık birikimini tarihin akış seyrinde tekrar devreye sokacak unsunlar taşımaktadır.
Tarihi birkimi etkin bir açılıma temel sağlayacak toplumların öne çıkacağı bu süreçte Türkiye tarihi derinliği ile stratejik derinliği arasında yeni ve anlamlı bir bütün oluşturma ve bu bütünü coğrafi derlik içinde hayata geçirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Staretejik açıdan mihver bir ülke olan Türkiye, bu sorumluluklarının gereğini yerine getirmesi durumunda, yeni dengelerin oluşacağı daha istikrarlı uluslar arası konjonktüre daha uygun şartlarda giren merkez bir ülke konumu kazanacaktır.'
Ahmet Davudoğlu yazdığı 'Stratejik Derinlik' adlı kitabın önsözünde... (tarihi birikimleri olan toplumların öne çıkacağı bu süreçte)..cümlesine dikkat edin... ...
Dışişleri bakanının Mardinde yaptığı açıklamadan şunu anlıyoruz...Anadoluda tarihi birikimleri olan toplumların öne çıktığı bir süreç yaşayacağız... Kim bu toplumlar derseniz;kürtler,rumlar,ermeniler,gürciler,
Varılmak istenen noktaya PARÇALANMA demeyeceksek ne diyeceğiz?

İzlenme: 627 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • yusuf aktuna

    Misafir: Hocam devamini istiyoruz yazi yazmayi bırakmayın 03 Kasım 2015 19:07

  • Süleyman Sazak

    Misafir: Cüneyt kardeşim yazılın bana göre harika sıralamasına yerinde biz sana ne kadar kızar gibi görünseler paralel dediğin nifak teşkilatını en az senin kadar nefretle izliyoruz,dışımızdan kızar gibi göründüğümüze bakma birimde hoşumuza gidiyor yazdıkların devam et sakın bırakma biraz fazla arkada kaldık geçmiş dönemde ama bu dönemde şeninde gönlünü almaya çalışacağız,üzgün durma,kahretme artık. 05 Kasım 2015 18:52

  • Sencer Türk

    Misafir: Cüneyt Diler hoca bizim tanıdığımız sevdiğimiz ve birlikte olmaktan gurur duyduğumuz güvenilir bir insandır, yaklaşmayı bilmeyeni perişan, bir ton soru işaretiyle ortada koyar,güvensiz biri gibi gösterir kendini ama doğru yaklaşan ve yapısına uygun işler veren her kim olursa olsun çok istifade eder,alın size hocanın en kısa ve en doğru özeti 08 Kasım 2015 22:24

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR