Vefalı Türk Geldi Yine...
Nijerya’ya gönüllü olarak giden bir Türk doktor, görev yaptığı çadır hastanesine getirilen ve susuzluktan ölmek üzere olan bir bebeğin hayatını kurtardı. Doktorun ağladığı anlar kameralara yansıdı.



Afrika'ya giden Müslüman Türk doktorlar, Nijer'deki bir çadır hastanesine getirilen bebeğin susuz kaldığını anlıyor ve su içiriyor. Sonrası ise duygu dolu anlar...

MÜSLÜMAN TÜRK DOKTOR GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Afrika’ya giden bir grup gönüllü Müslüman Türk doktor, Nijer’deki bir çadır hastanesine getirilen bebeğin susuz kaldığını anlıyor ve su içiriyor. Susuz kalan bebeğin suya kavuştuktan sonraki hali Müslüman Türk doktoru gözyaşlarına boğuyor.
DOKTOR ,VİCDANLARA DERS VERİRİCESİNE HIÇKIRIKLARA BOĞULDU
Bir damla petrol, binlerce damla kandan daha kıymetlidir, mantığından hareketle, coğrafi keşiflerden beri en vahşi hayvandan bile insafsızca siyah adamın evini, barkını, yurdunu, yuvasını talan eden beyaz adam'ın, medeniyet'in, vahşi kapitalizmin her canlıya ama özellikle insana reva gördüğü zulme dayanamayan,elleri, yüzü, alnı öpülesi doktorun ağlaması, haberi hazırlayana da, okuyana da vicdanın,merhamet'in, rahmet'in, batı ile doğu'nun arasındaki fark'ın, nasıl olduğunu, çok kısa, çok net ve çok içten anlatttı.
Rahmetli Abdurrahim KARAKOÇ'un Sıcak Afrika'nın Siyah Ağıdı Şiiri Geldi Aklımıza Paylaşalım Dedik, Beyaz Adamın Siyah Adam'a Yaptıklarını Çok Güzel Anlattığına İnandığımız Bu Şiiri...

                              Sıcak Afrika'nın Siyah Ağıdı

Önce ellerinde İncil
Sonra omuzlarında tüfekle geldiler
Evleri ekinleri bizim olan topraklara 
Uzak ülkelerin uğursuz insanları 
Ne hakla geldiler anam
Ne hakla geldiler
 
Allah bir dediler inanıverdik
Anlatmadılar kullar arasındaki farkı
Zulüm üstüne zulüm yığdılar 
Korku üstüne korku
Siyah derili insan öğüttü dur-durak bilmeden
Kurdukları medeniyet çarkı
 
Misafir olmak dost olmak dururken
Şart mıydı ellerinde silah olması
Bizde de vardı iki el iki ayak iki göz
Bizim de yüreğimiz vardı biz de bilirdik sevmeyi
Suç muydu derilerimizin siyah olması
 
Dövdüler vurdular sürdüler
Çocuklarımızı bile öpüp-koklayamadık
Bize ait olan her şeyimizi
Yeni efendilerimiz aldılar
Namusumuzu bile saklayamadık
 
Günü ayı yılı yok her zaman
Gökyüzünü kızıla boyadı akıttıkları kan
Köle yaptılar bizi beyaz medeniyete
 
Götürdüler madenlerimizi 
Meyvelerimizi çocuklarımızı
Ve işte onlardan geriye kalan
Boş bir kilise
Taş bir kule 
Bronz bir çan
 
Gel bunları da götür gideceğin yerlere
Adaletsiz medeniyetin babası
Ölçüsü menfaat olan
Beyaz insan...
Abdurrahim Karakoç (Mekân'ın Cennet Olsun)

GÜNEŞ DOĞU'DAN DOĞAR VE YÜKSELİR, BATI'DAN ALÇALIR VE BATAR.... 


 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner45